Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Gökçek ve 20 Ekim!
28 Ekim 2017 Cumartesi, 08:13

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ankara, Bursa ve Balıkesir belediye başkanlarını kastederek 'İstifalarını verecekler. Aksi halde gereken yapılacaktır' sopasının tüm gazetelerin birinci sayfalarında yer aldığı gün, tarih 20 Ekim'di.
Bugün istifasını açıklayacak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in hayatında, 20 Ekim'in çok büyük anlamı var.
Daha doğrusu anlamları. Az önce biyografisinde okudum.
20 Ekim Melih Gökçek'in doğum günüymüş.
İlginç olan aynı tarihin, yani 20 Ekim'in eşi Nevin Hanım'ın da doğum günü olması.
Yani karı-koca ikisi de aynı gün doğmuşlar.


Bu sebeple mi, yoksa o da tesadüf mü oldu bilemiyorum, bu ikili hayatlarını da bir 20 Ekim günü birleştirmişler. Yani evlenmişler.
Gökçek'in hayatında bir 20 Ekim daha var, aslında o da kutlanmaya değer. O da Melih Bey'in ilk kez milletvekili seçildiği gün olması.
Hasılı...
20 Ekim'de Gökçek ailesi iki doğum gününü ve bir evlilik yıldönümünü aynı anda kutluyor.
Da ah, şu son 20 Ekim tarihli gazeteler 'Gereken yapılacaktır!' başlıklarıyla çıkmasaydı keşke. Ağzımızın tadı bozulmasaydı!..

Özeleştiri sezonu açıldı

Önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'İstanbul'a ihanet ettiklerini' söyledi.
Akabinde Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki 'Ucube yapılarla kimliksiz şehirler inşa ettik, medeniyet değerlerinden uzaklaştık' dedi.
Üçlemeye son noktayı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 'yaylaları koruyamadıklarını, şehrin (Trabzon) doğasına zarar verdiklerini' söyleyerek koydu.
Bu 'özeleştiri sezonu' kaç vakte kadar ve kimlerle devam edecek bilmiyorum. Bildiğim ortamı en güzel anlatan 'tweet' CHP Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil'den geldi:
'Memlekete papaz mı geldi, herkes günah çıkarma modunda!'

444 terörü...

Birine telefon ettiğimde 'alo'dan hemen sonra 'müsait olup-olmadığını' soruyorum. Değilse sonra arıyorum. Kimseyi, çok yakınlarım bile olsalar, sabah erken saatlerde ve/veya akşam geç vakitlerde aramıyorum. Konu önemli değilse, asla aramıyorum.
Telefonda lafı uzatanlardan, gereksiz-gerekçesiz arama yapanlardan hazzetmiyorum.
Ben bu kadar hassas davranıyorum da, bankalarım (evet maalesef birden çoklar!) niye bu kadar nobran!

Buyurun belgeli ispatlı. Telefonumun 'arama kaydı'ndan naklen:
Güne 08.59'da aranarak başladım. Doğrusu banka tarafından uyandırıldım. Sonraki arama 10.02'de başka bir banka. Akabinde 11.59'da sabah uyandıran bir daha aradı. Ve dün 4. arama 12.03'te.
Sakin tabiatlıyım, kolay kolay sinirlenmem ama, anan ölür baban ölür hasta olursun, çocuğun hastadır, bunlar ısrarla aramaya devam ederler. Geçen gün 'hastayım' diyorum, 'Yarın öğlende yeniden aranması için not alalım mı' diye soruyor.
'Siz zahmet etmeyin, iyileşince ben sizi ararım!' dedim. Ne diyeyim, kabalaşmak tarzım değil.