Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Ha ceviz, ha döviz
18 Mayıs 2018 Cuma, 08:25

Fakültede 6 yıl boyunca bolca briç biraz da ekonomi tahsil etmiş bir arkadaşınız olarak söylüyorum:
Doların veya Euro'nun bir vade sonra kaçtan satılacağının bilinmesi, dünyanın en kârlı, en kazançlı taş atmadan yorulmadan kazanılacak parası.
Borsacılar, bankacılar, finans şirketleri, aracı kurumların beyin takımları en çok bu konuya (dolar projeksiyonu!) kafa patlatıyorlar. Ama onlar bile bir 'dolar tahmini' yapmaktan uzaklar.
Neden?
Çünkü sonsuz sayıda mal ve hizmetin el değiştirdiği adına piyasa denen şeyin, en bilinmez, en meşakkatli, en fenomen alanı döviz piyasaları.
O kadar çok değişken ve o kadar çok faktörün eli var ki altın, dolar, euro, borsa gibi pazarlarda.
Bugünden çıkıp misal 3 ay sonrası için bir dolar tahmini yapacak adamın önüne ne kadar servet yığsak az.
Peki ne oluyor da yükseliyor döviz!
Çok basit. Domates gibi düşünün. Veya ceviz. Çok sayıda domates alıcısı varsa ve sınırlı sayıda domates varsa piyasada, fiyatın yükselmesi kaçınılmaz. Tersi olursa da fiyatın düşmesi, yani bol ceviz varsa ve ceviz alıcısı azsa.
Döviz piyasasında da durum neredeyse böyle.
Dünya ahalisinin dolar ve Euro talebi olduğu sürece, diğer paralar karşısında değerleri artar.
Ne zaman ki ahali gider elindeki dolarları satmaya başlar, bu kez de değer azalır.

Euro'yu ben yükselttim!

Gittim döviz bürosuna dün, 300 Euro aldım.
An itibariyle düşecekse Euro, zarardayım. Yükselmeye devam edecekse de kârda!
Da, 300 Euro'dan ne olur abi ya!
Dolayısıyla durun!
Hemen 'hain' damgası vurmayın alnıma, 'Türk ekonomisini göçerten adam' yaftası da asmayın boynuma.
İlla hitap edecekseniz, şimdilik, yani yazının sonuna kadar 'fırsatçı, spekülatör!' falan deyin, razıyım. Bu kadar yükselmişken döviz mi alınır fikrinden giderek 'homoekonomikusların yüz karası' da diyebilirsiniz ama lütfen hain demeyin!
Yemin ediyorum, bu 300 Euro'yu 'spekülasyon saiki'yle edinmedim.
'İhtiyat saiki'yle de.
'Muamelat saiki'yle aldım. Çünkü hafta sonunda Balkanlar'dayım.
Ah keşke, Sofya'da içtiğim kahveyi, cebimden çıkardığım üzerinde 'Buhurizade Mustafa Itri'nin resminin bulunduğu gıcır 100'lükle ödeyebilsem!
Garson eline aldığı mavi yüzlüğe bakıp kötü İngilizcesiyle bana 'Sir!' dese, 'Elimizde yeteri kadar TL yok, paranızın üzerini Euro olarak çevirsem kabul eder misiniz?' dese.
Ben de dudak bükerek 'eh peki madem' desem.
Yok böyle bir alem.
Tamam! Rahmetli Özal TL'yi 'konvertabl' yaptı güya ve fakat, 'çapraz kuru'muz o kadar düşük ki elalemin gözünde. Konvertibilitemiz sadece kağıt üzerinde. Dudak bükmeli hem de!

Kelebek etkisi...

Laf lafı açtı, hatta terminolojiye boğuldu, (fakültedeki hocalarım gurur duymuştur) en ufak döviz hareketlerinin bile 'kelebek etkisi' nedeniyle bazen piyasaya damga vurabileceği hususunu yeteri kadar ve bir türlü açamadık.
Şu kadarını söyleyeyim, bir döviz bürosuna bir kişinin 'almak için' veya 'satmak için' gidişi bile mühim.
Alındıkça yükseliyor, satıldıkça düşüyor çünkü bu meret...
Bu yükselişe, ben de okyanusta bir damla da olsa, katkı yaptım neticede. Affedin!