Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Hababam Sınıfı Üniversitesi...
08 Haziran 2017 Perşembe, 07:20

Türkiye, Aziz Nesin'den, Rıfat Ilgaz'dan nefret eden insanlarla dolu.
Şundan emin olabilirsiniz ama, aynı insanlar televizyon başında 'Zübük' filmini de, 'Hababam Sınıfı' filmini de ayıla- bayıla izlerler. Bir kere değil, defalarca hem de.
'Zübük' Aziz Nesin'in eseri. 'Hababam Sınıfı' da, Rıfat Ilgaz'ın.
6-7 Hababam filmi çekildi, hepsi birbirinden değerli.
Ve TV kanallarının çokluğu nedeniyle her biri en az 100-200 kere falan ekrana geldi.
Kel Mahmut, İnek Şaban, Damat Ferit, Hafize Ana, Güdük Necmi...
Karakterleri ezbere biliyoruz.
Bilmediğimiz bu tiplerin yaratıcısı: Cideli Rıfat Ilgaz.
'Cideli' olduğunu özellikle vurguladım, Hoca da hep vurgulardı çünkü.
Sosyal medyada rastladığım bir haber nedeniyle yaptım bu girizgahı:
Kastamonu Üniversitesi Senatosu, Cide'de yaptığı toplantıda 'Cide Rıfat Ilgaz Meslek Yüksekokulu'nun adını 'Cide Meslek Yüksek-okulu' yapmaya karar vermiş.
Ve onay için YÖK'e göndermiş.
YÖK onadığı anda, 'Cide Rıfat Ilgaz MYO' adından Rıfat Ilgaz çıkarılacakmış.

İyi, güzel, aferin size hocam!
Tavsiyem, RTÜK'e falan da başvurun 'Hababam Sınıfı'nın TV gösterimlerini de yasaklatın!
Ne o öyle, film ayağına insan sevgisi aşılamalar, dayanışma kültürünü yüceltmeler, paylaşmayı özendirmeler falan...
Lafı uzatmayayım, 10-15 üniversite senatosu bir araya gelseniz, şu halkın üzerinde Rıfat Ilgaz'ın yarattığı olumlu etkiyi sağlayabilir misiniz?
Hasılı, Meslek Yüksekokulunuz sizin olsun!
Rıfat Ilgaz, bu halkın evinde oturduğu yerden eğitim aldığı üniversitenin adı zaten.
Hababam Sınıfı Üniversitesi'nin...

-İlk tepki doktorlardan...

Cide Aile Sağlığı Merkezi Doktorları H. Erdem Güntepe ve Aydın Tokcan, 'Aile Sağlığı Merkezi'nin adını 'Cide Rıfat Ilgaz Aile Sağlığı Merkezi' olarak değiştirilmesi için Kastamonu Halk Sağlığı Müdürlüğü'ne başvurmuş.

-Ayem Türkiş, no İngliş!..

Geçenlerde bir arkadaşla laflıyoruz, söz döndü dolaştı 'Türklerin gidemeyeceği coğrafya, ulaşamayacağı uzak ülke yok' mevzusuna kilitlendi.
Arkadaşım anlattı; Hamiyet namlı bir abla, gitmiş ta Avustralya'ya, gezmiş-etmiş dönüyor.
Singapur'da pasaport kontrolünde.
Sıra kendisine geldiğinde bankodaki görevliye şu can alıcı lafı etmiş:
'Ayem Türkiş, no İngliş!'
İmkanım ve birikimim olsa bu ecnebi lisanı, yazıldığı gibi yazmak isterdim. (Google Çeviri'ye danışıp, yazının sonuna doğru, doğrusunu yazmayı umuyorum.)
Şu kadarını söyleyeyim 'Mr. And Mrs Brown dersleri'nden hatırladığım kadarıyla Abla görevliye, 'ben Türküm' diyor ve ekliyor, 'İngilizceyle herhangi bir alakam yok!'
Bunu söylediğinizde sorunun kaynağı olmaktan çıkıyorsunuz haliyle.
Artık ortada bir mesele varsa, başkaları çözecek demek.
Sizden çıkıyor olay yani.
Yaz geldi, tatile neyim başka memleketlere gidecekseniz Hamiyet Abla'nın yerkürenin her yerinde geçerli bu sunumunu sıkıştığınız her an hatırlamanızı öneririm:
Çat- pat konuşmaya çalışmayın, başınız belaya girer.
Mottonuz bu olsun: 'I am Turkish, no English!'
Zerre sorun yaşamazsınız, tecrübeyle sabit.
NOT: Bu hikayedeki can alıcı detaylardan biri de, aynı pasaport kuyruğunda dönemin medyumu 'Memiş'in de yer alması. Memiş, 'Ayem Türkiş, no İngliş' lafını duyunca Abla'ya şöyle demiş:
'Valla çok iyi toparladın abla!'