Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Havalimanında asıl tehlike ne?
21 Aralık 2018 Cuma, 08:21

İstanbul'un yeni havalimanını su bastı diye ortalığı velveleye verdiler.
Klavye delikanlıları marifetiyle sosyal medya resmen gülme krizinde.
Doğru mu yanlış mı bakmadan mavra üstüne mavra, espri üstüne espri.
Kimi, 'alan yapıyorlar sandık meğer liman yapmışlar' diyor.
Kimi 'ne güzel işte hem uçaklara hizmet veriyor, hem gemilere' diyor.
Kimi 'İDO seferleri buradan mı yapılacak' diye aklı sıra dalga geçmeye çalışıyor.
Kimi de 'burası millet aqua parkına dönüştürülsün' diye gayri ciddi öneri getiriyor. Havalimanı ile Kanal İstanbul projesinin aynı anda yürütüldüğünü söyleyenler bile çıktı ki, düşman başına!
Fotoğrafları görmüşsünüzdür. Otobüs gibi oylumlu kara taşıtları bile yarı beline kadar suya batmış halde. Ama işin doğrusu, su basan yer havaalanı değil şantiye.
Hal böyle olunca, ciddi değerlendirme sadece uzmanlardan geliyor haliyle.
Bu uzmanlara göre, havalimanının inşa edildiği alan içinde bildiğin resmen büyükçe bir göl varmış vakti zamanında. Yani su toplanmaya müsait bir havza.
Allah'tan bu havza ile apronların, pistlerin bir alakası yok. Yani vahim bir durum yok aslında ortada. Da, keşke zamanında biraz daha etüt+ yapılsaydı. Çünkü yakınlarda göl olması sorun olmaz.
Denizin üzerine bile havalimanı yapan ülkeler var neticede.
Şekilde görüldüğü gibi en fazla 'havaalanından babam çıksa yerim' gibi tuhaf esprilere konu olur.
Ama misal iddia edildiği gibi 'hakim rüzgarlar alan bir bölge'ye kurulduysa havalimanı.
Ya da iddia edildiği gibi kuşların göç yolları üzerine kurulduysa. İşte asıl o zaman yandı gülüm keten helva.

'Bizim çocuk' bekle biraz

Mansur Yavaş Beypazarı Belediye Başkanı'ydı. MHP'liydi. Son yerel seçimde solun adayı olarak aday yapıldı. 31 Mart'ta da millet ittifakının adayı.
(Ankara'nın sosyal demokrat bizim çocukları biraz daha bekleyecekler.)
Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı'ydı. CHP'li ama özgeçmiş taraması yaptığınızda, aile hatta sülale sağ geleneğe sahip. Baba ülkücü kökenli ANAP'lıymış misal. Trabzon'da parti kurucusuymuş hatta. İmamoğlu ile yapılmış bir röportajdan öğreniyoruz, ülkücü baba demokrat tabiatlıymış. Solcu gençleri polisin elinden kurtardığı falan oluyormuş.
Ekrem Bey de İstanbul'da ANAP Gençlik Kolları'nda takılmış bir süre, Mükerrem Taşçıoğlu'nun il başkanlığı döneminde.
(İstanbul'un sosyal demokrat bizim çocukları da biraz daha bekleyecekler.)
Listeye, Ekmelettin İhsanoğlu'nu falan da ekleyip 'bu sosyal demokratlar niye kendilerine kendileri gibi aday bulamıyorlar!' diyeceğim, konu derinleşecek.
Şöyle bağlayayım bu faslı fazla uzatmadan: Memleketin yüzde 60'ı sağcı, yüzde 30'u solcu, yüzde 10'u yüzer gezer. Hasılı, bu fakir yazar soldaki şu 'bizim çocuklar çıkmazı'nı ancak böyle izah eder!

Hem asgari hem hafif!

Yıllardır asgari ücret haberi yazarım, okurum. Bu yaşıma geldim, asgari ücretin kategorilere ayrıldığını ilk kez gördüm. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tespit Komisyonu'na 3 farklı ücret şekli önermiş.
Hafif, orta ve ağır.
Ücret değil sanki boksör sıkleti!
Yani neymiş? Kız istemeye giden babalar, 'Oğlumuz asgari ücret alıyor ama ağırından!' diye ekleyecekler demek ki. Meraklısına: Ağır 2213, Orta 1978, hafif 1841 TL.