Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
İnsan, hayvan, bitki!
06 Ağustos 2019 Salı, 13:45

Elmanın 7 bin 500 türü, köpekbalığının 450 türü olduğunu bilmediğimiz yıllarda, canlılar bizim için 3 taneydi: İnsan, hayvan, bitki.
Sonradan bir bilinç geldi toplum bünyesine, çevrecilik bilinci, nerede ne varmış bakınmaya, eşelenmeye başladık. Ulaştığımız sayılar şaşırtıcıydı.
Misal canlı türleri meselesi.
Önceleri milyon sanıyorduk, sonra 100 milyona falan çıktık, baktık hâlâ var, hâlâ yenileri geliyor, 500 milyondan falan söz ettik. İşin içine börtüler ve böcekler de girince iş devasa bir hal aldı. Hele de bakteriler ohooo. 2 milyardan bile fazla olduğunu biliyoruz artık türlerin...
Ama işin acı tarafı şu. Bu biyolojik çeşitlilik, bu zenginlik gıdım gıdım değil dev katliamlarla azalıyor. Her yıl 30 bin canlı türü yok oluyor. 15 dakikada bir tür yok oluyor başka deyişle.
Eskiden 50 milyon yılda yok olan bir tür, bugünlerde inorganik ortamlar marifetiyle neredeyse 50 yılda bile yok olabiliyor.
Ve... Dünya kurulalı beri gelip nefes alan ve/veya başka bir canlı formu gösteren canlıların -buraya dikkat- yüzde 98'i kıyameti yaşadı bile!.. Yani az önce bahsettiğim milyarlarca tür muhabbetinin tamamı yüzde 2 içerisinde.
Ve bu türlerin yok olmasındaki en kabahatlilerin başındaki türü de biliyorsunuz:
İnsan!
İnsan demeyelim, gözünü para hırsı bürümüş insan diyelim, daha doğru!

YENİ DEVRİMCİLİK!

Allah'tan insanın doğaya yaptığı kötülükleri engellemeye çalışanlar da insan.
İnsanlar akın akın Kazdağları'na gidiyorlar.
Kanadalı firma ağaçları kesmiş, dağı kelleştirmiş, yapacağını yapmış, bari altını siyanürle ayrıştırırken bölgeyi komple bitirmesinler hesabı, direnmeye çalışıyorlar. Dün insanlar kelleşmiş bölgeye fidan dikmeye çalışıyorlardı.
Yıllar yıllar önce yeni devrimciliğin çevrecilik olacağına ilişkin bir öngörüde bulunmuştum.
Dün, Kazdağları ile ilgili bir 'and' içildiğini öğrendim. Andın sözleri malum jargona epeyce benziyor:
'Ağaçların ayakları yok kaçmaya... Elleri yok dövüşmeye... Dilleri yok sövmeye... O halde... Kaz dağlarımızı biz savunacağız biz... Bu dağlarda durursa kalbim bir gün... Düştüğüm yere gömün... Yüreğim dağ çiçeklerindedir...'
Şuraya yazıyorum, Kazdağları direnişi, yeni bir Gezi Parkı olma potansiyelini fazlasıyla barındırıyor.. Hele de Şirince'de mermer aranacağı, Salda Gölü'ne inşaat yapılacağı, Kelebekler Vadisi'nin 1'inci derece SİT alanından çıkarılıp imara açılacağı söylentileri bir bir gelirken...
Çevrecilerin elinin armut toplayacağını sanmasın kimse!..

KAZDAĞLARI'NIN 'FRANSIZ'LARI

Memleketin her yerinden insanlar Kazdağları'na akmış. 'Su ve Vicdan Nöbeti' adı takılan dayanışmaya omuz veriyor.
Ve fakat ülkenin anlı şanlı haber ajanslarında 'tık' yok.
İHA, DHA, AA sessiz, sedasız. Alayı konuya 'fransız!'
Babalar görmüyor, duymuyor, konuşmuyor.
3 ajans, 3 maymunu oynuyor...