Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
İzgü ve Rozmeri...
29 Ağustos 2017 Salı, 07:47

Donumdaki Para, Her Eve Bir Karakol, Dayak Birincisi, aklıma hemen gelen kitapları. Daha fazlasını okudum ama tamamını okuyamam herhalde!
107 kitap yazdı çünkü. (200 de radyo oyunu!) Çocukluğumuzun, gençliğimizin yaşama sevinci aşılarından biriydi.

Muzaffer İzgü'yü kaybettik.

Okuyucu, kolay okunur yazılar için kolay yazıldığı yanılgısına düşer! Oysa, kolay okunsun diye çok zorlanır yazar! İzgü, tıpkı Aziz Nesin gibi kolay okunur satırların yazarıydı.
Onu bir öyküsü ile anmak istiyorum:

ROZMERİ

Evin oğlu 'mektup arkadaşı' İngiliz kızı Rozmeri'yi Türkiye'ye davet eder. Baba Nuri memur. Aile tek maaşa talim ediyor. Rozmeri evdeki yoksulluğun farkında değil. Her gün haritada parmağını bir yere basıyor ve 'Kapadokya, gideriz değil mi?', 'Pamukkale, gideriz değil mi?' diyor.
Rozmeri gezdikçe geziyor, yedikçe yiyor.
Semiriyor da semiriyor, aile bütçesi fena halde sallantıya giriyor. Oğlan kıza biraz horozlansa, aile tüm maliyeti sineye çekecek ama oğlan Rozmeri'ye sadece arkadaşlık hisleriyle bağlı!
Hasılı başlangıçta eve hakim olan, oğlanın İngiliz kız arkadaşı sempatisi, giderek aile için kâbusa dönüşüyor.
Ve baba Nuri, kızı evden kaçırtmak için 'hain' bir plan yapıyor.
Plan şöyle: Rozmeri'ye tecavüze yeltenecek, kız da evden kaçacak.
Ve aile Rozmeri'den kurtulacak.
Çocukları ve eşini uydurma bir mazeretle evden gönderiyor. Evde Rozmeri ve kendisinden başkası yok. Banyona giriyor. Aynada yüzüne 'tecavüzcü Coşkun' havası veriyor. Ağzına bir parça salya bile yapıyor. Kız o sıra salonda şortlu mortlu kafasına göre takılıyor.
Nuri o korkunç yüz ifadesiyle banyodan çıkıp kıza doğru yürüyor, yürüyor, gırtlaktan hırıltı sesi çıkararak pençelerini açıyor.
Kız tedirgin. Panik, korku, gözleri faltaşı gibi. Kaçış yok. Plan uygulanacak. Kıza yumuluyor ve...
Rozmeri'den inilti ve fısıltı arası şunlar duyuluyor:
'Hep ben bu anı bekledi, oh father Nuri!'

•Lejyoner rekoru mu?

Milli takımın yeni teknik patronu Mircea Lucescu, takım başına 8-9 yabancının oynadığı lig maçlarını izlerken bizim spor servisinden Mustafa Tunçakın, enfes bir yazı kaleme alıp sormuştu: 'Lucescu kimi izliyor?' diye. Ve eklemişti: 'Türk futbolcu bakacaksa, antrenmanlara gitsin!'
Tunçakın'ın bu öngörüsü tuttu, Lucescu hafta içinde futbolcu bakmaya antrenmanlara gitmeye başladı. Olayın bir de şu tarafı var!
Fortuna Düsseldorf, Freiburg, Borussia Dortmund, Wolfsburg, Barcelona, Malaga, Villarreal, Roma ve Milan.
Bunlar, milli takıma çağrılan Türk futbolcularının oynadığı takımlar.
4 Almanya, 3 İspanya, 2 de İtalya.
Milli takım kadrosunda, ülke dışında oynayan futbolcuların dağılımı böyle. Şu sıralar yakınıyoruz ya, 'Süper Lig'de Türk oyuncu yok!' diye. Eskiden daha yüksek perdeden 'Niye yurt dışında oynayan futbolcumuz yok?' diye yakınırdık.
Nihat Kahveci'den, Tugay Kerimoğlu'ndan başka uzun soluklu bir başarı hikayemiz de yoktu o vakitler. Şimdi hem nitelik hem nicelik olarak fena değiller, lejyonerler!