Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Kaleyi gören vursun!
30 Haziran 2020 Salı, 07:57

Biri bunlara topu kaptığınız anda direkt kaleye gidin mi demiş, kaleyi gördüğünüz anda da şutu çekin.

Kazanmak için zaman kalmamış gibi oynuyorlar.

Çok top kaybı yapıyorlar çünkü, oyundan düştüler sanki, bilinçlerini yitirdiler, şuursuzca, fütursuzca saldırıyorlar ama, nafile.

Bu çerçevedeki bütün atakları, kendi kalelerine pozisyon olarak geri dönüyor.

Ligler başladı diye böyle bir giriş yaptım yazıya ama dikkatli okurun bunun, futbol yorumu olmaktan ziyade memleketin hali pür melali ile ilgili sosyo-politik bir analiz olduğunu anladığını umuyorum:

İstiklal savaşı kahramanı Reşat Çiğiltepe'nin adı Ankara Mamak'ta tabeladan indirilmiş, yerine parayı bastıran bağışçının adı verilmiş. (Bari Metin Feyzioğlu yapaydınız ortaokulun adını.)

'Multy Baro' diye not almıştım, yazasım yok. Bizden önce kadın yoktu diye de. Kıdem tazminatı diye. Mümtaz'er diye. 'En büyük 10 ekonomi' diye. Elde sarılan sigaraya savaş diye de.

Cumhurbaşkanı eski danışmanlarından Aydın Ünal, 'Her eleştiri hain damgasıyla yaftalamıyor, kuldan utanılmıyor, Allah'tan korkulmuyor' demeseydi, köpürteceğim konular bunlardı.

EĞİTİMCİ YERİNE ŞERİATÇI...

Atatürk'ün Kuvayı Milliye'den arkadaşı hem hukukçu, hem eğitimci Mustafa Necati Bey'in adı bu kentte de bir Kız Meslek Lisesi'ne verildi vakti zamanında. Bu bir detay, biz asıl habere geçelim:

Ankara Çankaya'da bulunan Mustafa Necati Kültür Evi'ne 'şeriatçı yazar' Nuri Pakdil adı verilmiş. (Ev'in resmini basında görünce anımsadım. Bir ara aynı ev kuru fasulyeci yapılmaya çalışılmış, kamuoyundan gelen tazyik nedeniyle bu girişimden cayılmıştı.)

Söz konusu kültür eviyle ilgili tasarruf, eski bir tarihte aile tarafından TBMM'ye devredilmiş.

(Necati Bey, Milli Eğitim ve Adalet Bakanlığı yapmış, Adalet Bakanlığı sırasında laiklik ilkesine ters diye 'şer'i mahkemeler'i kapatmış bir şahsiyet.

35 yaşında apandisiti patlamış ve yaşamını yitirmiş. Çoğu olayda soğukkanlılığını yitirmediği bilinen Atatürk'ün vefat haberini aldığı anda göz yaşlarını tutamadığı tarih kitaplarında yazılı.)

Yerel ve genel iktidar değişikliklerinde tabelaların değiştirilmesi hadisesi bu ülkenin vakayı adiye siyasi folklorik hareketlerinden biri.

Ve fakat ismi değiştirilen Kültür Evi, Necati Bey'in kendi evi. Hasılı mirasçıları devlete devretti diye, bu kadar uç bu kadar ekstrem bir tasarruf niye?

Bu nasıl kaba bir 'rövanş duygusu' ki, merhumun kemiklerini sızlatacak demek hafif kalır, resmen mezarında ters döndürecek düzeyde...

BİRAZ DA DİLBİLGİSİ...

Önek ve sonek. Türkçede de var, öteki dillerde de.

Mert'i namert yapmak için başına koyduğun 'na' misal önek!

Çaresiz demek için de biçare diyebilirsin.

Çaresiz de bir de son ek gördük hep birlikte: Siz!..

İngilizce'deki 'less' eki gibi. 'Homeless' evsiz demek, 'topless' de üstsüz. Beline kadar çıplak yani. Balkonlar fora!

Lafı 'dis' ve akabinde 'dislike'a getireceğim ama, pantolonu gösteren ütüdür ata sözünün finalinde bahsi geçen uzvum yemiyor!

En iyisi anlatmaya Antik Roma'dan başlayayım. Tarih kitaplarından ziyade Spartaküs filmlerinden bildiğimiz kadarıyla, arenada kapışan gladyatörlerden biri, diğerini alt ettiğinde, yenilenin öldürülmesi ve/veya yaşamaya devam etmesi, o gösteriyi izleyen en yetkili Romalının vereceği karara bağlı.

İmparator veya senatör veya bilemedin lejyon komutanı, artık her kimse, kolunu ileri uzatıp, sıktığı yumruğunda sadece başparmağını açıkta bırakarak semayı gösteren bir hareket yaptığında 'bırak yaşasın', aynı parmakla yeri işaret ettiğinde ise 'öldür' anlamı çıkıyor.

Arenayı dolduran Romalılar (yurttaşlarım!) eğer isterlerse bu yüksek şahsiyetin kararını etkilemek için aynı hareketi bağıra çağıra göstererek karar sürecine müdahale edebiliyorlar. (Ara bilgi vereyim, yüksek şahsiyetin yanındaki güzel kızlardan birinin gönlü de gladyatörde!)

Bu jest nasıl tuttuysa günümüze kadar gelmiş. Başparmağın yukarıyı göstermesi hadisesi adeta, 'alameti farika.'

Merhum Erbakan Hoca misal miting meydanlarında bu hareketin olumlu olanını 'başaracağız!' anlamında kullanırdı.

Günümüzde Facebook gibi, Youtube gibi sitelerde 'beğendim' anlamında hayli revaçta. Yani 'like' beğendim demek. Beğenmedim de 'dislike' oluyormuş, Bunu yeni öğrendim yeminle. İngilizcede de olumsuzlayan önek varmış meğerse.