Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Küçük çocuklara büyük kurşunlar!
14 Temmuz 2017 Cuma, 08:50

Marş Mira Notları

4 yaşındaki bir Boşnak çocuğu öldürülmeden önce annesine şu soruyu sordu:
'Çocukları küçük kurşunlarla öldürürler değil mi anne?'
Birini, aranızda herhangi bir husumet olmaksızın, sırf etnik veya dini mensubiyeti nedeniyle öldürmenin adı soykırım. Bakmayın bugünlerde konunun 'etnik temizlik' gibi terminolojilerle yumuşatılmaya çalışılmasına.
8 bin 372 Boşnak bundan tam 22 yıl önce, hem de yaşadığımız şu modern zamanlarda, hem de Avrupa'nın göbeğinde öldürüldü ve cesetleri tanınmasın diye parçalara ayrılarak 64 toplu mezara gömüldü. (Öldürülenlerin yaş sınırı aralığı inanılmaz. Yeni doğmuş bebek de var, zaten eceliyle ölmek üzere olan yaşlı dede de.)


Savaş sonrası açılan toplu mezarlardan çıkarılan cesetler veya ceset parçaları, DNA incelemeleri sonrasında yapılan kimlik tespitleri ile Potaçari Köyü'ndeki anıtmezarlığa törenle defnediliyor. (Toplu mezarlar üzerine açan bir çiçeğin mavi kelebekleri çektiği, mavi kelebekleri izleyenlerin de bilinmeyen toplu mezar yerlerini bulduğuna ilişkin belgesel var: Mavi Kelebeğin İzinde...)
Halen 6 bin civarında tespit ancak yapılabildi. Her yıl, ne kadar DNA tespiti yapılabilirse, o kadar defin gerçekleşiyor.
İçinde birazcık insan olma duygusu bulunan herkesin 'unutursam kanım kurusun' diye niteleyebileceği bu süreç tam 22 yıldır devam ediyor. 22 yıldır adeta finali bir türlü gelmeyen acıklı bir film izliyoruz. Bu trajedi devam edecek sayı tamamlanana kadar.
'Utanç vesikaları' ile dolu bu katliam, o günden bu yana modern Avrupa'nın en bilinen ve son 'utanç vesileleri'nden biri aynı zamanda.

-BARIŞ YÜRÜYÜŞÜ

Bu soykırım girişimi, her yıl haftaya yayılan etkinliklerle anılıyor. Büyük insanlık böylesi utanç verici iş ve eylemleri unutmasın, unutturmasın diye.
Bu etkinliklerden biri, belki de başlıcası katliamdan kaçan 25 bine yakın, kadın, çocuk ve yaşlının, dağ-tepe demeksizin kat ettikleri 76 kilometrelik güzergahta her yıl yapılan büyük yürüyüş.

O günü yaşayanların 'ölüm yürüyüşü' diye andıkları bu yürüyüş, bugünlerde efsane Boşnak lider Aliya İzzetbegoviç'in 'Geleceğimizi geçmişimizde aramayacağız. Kin ve intikam peşinde koşmayacağız' düsturundan hareketle 'Barış Yürüyüşü' konseptine evrilmiş.
'Marş' yürüyüş demek, 'mira' da barış!

2005'te başladı. Biz bu sene 12'ncisine katıldık.
Yürüyüş demişken bu noktanın açılmasında fayda var. Başlangıç ve bitiş noktaları arasındaki mesafe her ne kadar 76 kilometre olarak gözükse de... Sırp birliklerine ve 'sniper' denilen keskin nişancı katillere yakalanmamak için, en sert yokuşlar, en çıkılmaz rampalar özellikle seçilmiş gibi. 3 gün süren yürüyüşün bana 200 kilometre gibi geldiğini itiraf edeyim.

Adım sayan telefonum bu 3 günlük sürede 110 kilometre katettiğimi gösteriyordu. Deneyimli dağcı arkadaşım Hacer Özkalender 'Türkiye'de çıkmadığım dağ, yürümediğim parkur kalmadı, en çok burada zorlandım' dedi örneğin.


Yürüyüşe '72 milletten insan' gelmişti. Türkler 7 bin civarındaki katılımcı içinde 600 küsurla en büyük ülke oldular. Hırvatlar da çoğunluktaydı. (Bir Hırvat grup, bir başka katliam bölgesi Mukovar'dan yola çıkmış ve 8 günde 227 kilometre katederek aramıza karışmıştı) Az da olsa Sırp bayrağı ile yürüyenler de gördük. İranlılar da vardı, ABD'liler de, Almanlar da, Kanadalılar da, İtalyanlar da. Hatta yürümekte zorlanan yaşlı bir amcayla karşılaştık, Şililiymiş. Adı Carlos'muş ve gençliğinde BM gözlemcisi olduğu bu topraklara bu kez katliam anması için gelmiş.
Tarihi acıları anmak, insanın insana, hem de bu çağda yaptığı kötülüğü yerinde görmek ayrı konu, Marş Mira aslında 'insan'ın kendine yolculuğu...
Buyurun, birlikte yapalım bu yolculuğu...(Devamı yarın...­­)

Tarihçe...

Soğuk savaşın sona ermesinin ardından 6 cumhuriyetten oluşan Yugoslavya'nın parçalandığı günler... Bu cumhuriyetlerden biri olan Bosna bir referandum yaptı ve 1992 yılında bağımsızlığını ilan etti. Bu kararı tanımayan Sırplar 3.5 yıl sürecek bir savaş başlattı ve Boşnaklar'ın yaşadığı bölgelerde katliamlara girişti.
Tarih, 11 Temmuz 1995. Bosna'daki Sırp Birlikler Radko Mladiç komutasında Srebrenitsa'ya girdiler. Srebrenitsa o günlerde Birleşmiş Milletler (BM) gözetimindeydi ve başlarında Hollandalı bir komutanın olduğu 600 Hollandalı askere emanetti. Bölge silahtan arındırılmış, yani Boşnakların kendi kendilerini koruma olanağı da toplanan silahlar marifetiyle ellerinden alınmıştı.


Mladiç şehre girdi, önce 30 Hollandalı BM askerini rehin aldı.
Sonra Hollandalı Komutanı kafaladı ve esir askerleri bırakma pazarlığı ile Hollandalılar'ın şehri terk etmesini sağladı.
Artık kafasındaki katliam planını hayata geçirebilirdi.
10 bine yakın Boşnağı esir aldılar.
Ve öldürmeye başladılar. Öldürmeye doyamadılar 5 gün süreyle.
Toplam kayıtlı ölü sayısı 8372...
O günlerde katil Mladiç kameralara şunları söyledi:
'Bugün 11 Temmuz 1995. Sırplar için kutsal bir günün yıldönümünü kutlamadan önce Sırp Srebrenitsa'dayız. Bu kenti Sırp milletine armağan ediyoruz. Osmanlı'ya karşı gerçekleştirdiğimiz ayaklanmanın anısına, Türklerden öç alma vakti gelmiştir.'