Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Liderlik mi, demokrasi mi?
05 Aralık 2017 Salı, 07:39

Batı toplumları kurallar ve prensiplerle yönetiliyor.
Doğu toplumları ise liderlerle, doğrusu 'tek adam'larla.
2013'te Almanya'nın Hessen eyaletinde bir dizi gözlemler yapan gazeteci arkadaşım anlatıyor:
'Belediye binasına gittik, başkan yoktu. Öğrendik ki adam makine mühendisiymiş ve otomobil fabrikası Opel'de çalışıyormuş. Belediye başkanlığını 'part-time' yapıyormuş. Belediyede ona 80 yaşında bir meclis üyesi vekalet ediyordu. Binada hiç vatandaş yoktu, çalışanlar işinde gücündeydi.
Oradan çıktık başbakanlığa gittik. Orada da in cin top oynuyordu. Kapıda bir kadın güvenlik görevlisi vardı, geleni- gideni o yönlendiriyordu.'
Daha böyle çok şey anlattı ama, anlatılanların tümü; herkes haklarını ve borçlarını biliyor, toplum kimsenin ağzının içine bakmıyor, saptanmış kurallar çerçevesinde işler tıkır tıkır yürüyor çerçevesinde... Bir de bize bakalım:
Dün sabah televizyonu açtım. Yazı İşleri Müdürümüz Kemal Göz, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ın çalışma temposu ile ilgili bilgi veriyor.
Öyle bir tempo ki, dinlerken sizi ter basıyor.
Masanın üzeri dosya dolu, brifingler tam gaz devam ediyor, gece geç saatte yatılıyor, sabah erken kalkılıyor. Sorunlar diz boyu olmuş, hepsi Alinur Bey'in eline bakıyor. Bir dizi hayati karar alınması lazım. Sorumluluk ağır. O ne derse o oluyor çünkü. Bu arada cuma günleri halkla buluşuluyor, her gün makamda ziyaretçiler ağırlanıyor vs vs.
Nasıl olduysa bir fırsat yaratılmış atlanmış helikoptere Bursa havadan tavaf edilmiş, nerede ne sorunlar var bakılmış edilmiş. Anlatımın en çarpıcı bölümü, bu insanüstü çaba sırasında Alinur Bey'in fizyonomisi iflas etmesin diye 'iğne'yle takviye yapılması. (Futbolcular için de söylenir ya, 'iğneyle oynuyor' diye, aynen o hesap.)

Bütünşehir yasası...

Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin sorumluluk alanı sadece 7 merkez ilçe değil, Karacabey'in Balıkesir'e sınır en uzak köyünden İznik'in Kocaeli'ne sınır köylerine kadar tüm yerleşim birimleri 6360 sayılı 'bütünşehir yasası' gereği Alinur Bey'in eline bakıyor.
Başka deyişle 1057 mahalle veya köydeki 957 bin 688 hanede ulaşım, içme suyu, altyapı gibi temel hizmetlerin tamamı büyükşehir belediyesinden bekleniyor.
Bir yanda 2 milyon 901 bin 396 kişi hizmet alan, beri tarafta bütün organizasyonu yöneten bir kişi.
O iğne olmasın da ben mi olayım.

Desantralizasyon!

Eskiden daha kötüydü. Hemen hemen her yerleşim birimi Ankara'ya gidip yalvarmadan sorunlarını çözemezdi. Belediyelerin yetkilerini ve sorumluluklarını artırarak nispi de olsa Ankara'nın 'santral' olma özelliği bir miktar törpülendi. Buna terminolojik olarak 'desantralizasyon' denir. 'Merkezden uzaklaşma' gibi bir manası var.
Ve fakat, şu yukarıdaki muhabbetin tümünden öyle anlaşılıyor ki, Ankara'nın önemini azaltalım derken yeni yeni 'Ankara'lar üretmişiz kendimize...
Alinur Bey 2 gün hasta olsa, ne olacak halimiz!
Vah vah vah, tüh tüh tüh.
Türk toplumunun adama, kişiye dayalı sistemden, kurala prensibe dayalı sisteme geçmesinin zamanı geldi de geçiyor bile. Bakayım, ohoo geçmiş bile!