Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Makamdan önce makamdan sonra
26 Ekim 2017 Perşembe, 07:41

Makam mevki sahibiyken, büyük ihtimal erkenden kalkıyordu. Kurmayları o gün hangi açılışlara, törenlere katılacağını, hangi görüşmeleri yapacağını ona dikte ediyordu. Sabah erken saatlerde başlayan koşuşturma ve görüşme trafiği, büyük ihtimal geç saatlere kadar sürüyor, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, bu süre zarfında ne özel bir işine vakit ayırabiliyordu, ne de özel hayatına. Günler günleri ama hep böyle, bu tempoda kovalayıp duruyordu.
Ya şimdi...
Şimdi aynı alışkanlıkla büyük ihtimal yine erken kalkılıyor. Yine güne erken başlanıyor.
Ve fakat, ne gidecek bir yer var maalesef, ne görüşecek bir kişi.
Eminim yakında bir meşgale bulur kendine, vakit geçirecek bir iş ama...
O zamana kadar kocaman bir boşluk gelip dolduracak hayatını.
Bazen oturduğu yerde düşüncelere dalacak. Bazen kapıya yönelecek, bir yere gidiyormuş gibi.
Ama ayakkabılarını giyerken aklına gelecek, gidecek bir yeri olmadığı.
Böyle süreçler en iyi nasıl atlatılır biliyor musunuz?
İnsanın sağlam bir hobisi olmalı.
Dönemin Alman Şansölyesi sosyal demokrat Gerhard Schröder misal bir Norveç balıkçı kasabasına çekilmişti, seçimi kaybettiği için. Koalisyon ortağı yardımcısı Yeşiller Partisi'nden Joschka Fischer de benzer biçimde Almanya'yı terk etmişti.
Ama bizde, yani doğuda başka türlü yürüyor bu işler.
Adamların başbakanı zaten aktif siyasi hayatında da bisiklete gidiyordu işine, işinden ayrıldıktan sonra bakıyorsun elemana, bisiklet üstünde hâlâ.
Ya bizde.
Korumalar, özel kalemler, basın danışmanları, yancılar, yakınlar.
Nereye gitsen 10-15 araba, 30-40 fuzuli kalabalık.
Bu debdebe bu şaşaa işte adamı özünden uzaklaştıran. Sadelikten uzaklaştıran.
İnsandan başka bişey olduğuna, kendisini de inandıran.
Altepe'nin 'normal yaşam'a dönmesi umarız fazla zaman almaz.
Meraklısına: Recep Bey eşi Hüsniye Hanım'la güneye indi. Dönüşte hepsi kendisi gibi mühendis olan oğlu, kızı ve gelini ile birlikte hidrolik sistem imalatı yapacaklar, otomotiv sektöründe.

'Kötü olacak' mı deseydi!

Meral Akşener'in partisinin adı 'İYİ Parti' sloganının da 'Türkiye iyi olacak' olduğu anlaşılınca çarşı karıştı. Hem Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel hem de AK Parti'den bir dönem Nilüfer Belediye Başkan adayı olan Dr. Mustafa Esgin 'Sloganımız çalındı!' diye neşriyata başladılar.
Antalyalı Türel'in sloganı, 'Antalya'ya iyi gelecek!'
Bursalı Esgin'in sloganı da, 'Nilüfer'e iyi gelecek!'
Antalya'nın bir de 'yarım doğan güneş' şeklinde logosu var, ne yalan söyleyeyim o da Akşener'in bayrağındaki güneşe benziyor.
Ama aslında 5 yaşında çocuğa 'güneş çiz!' desen, o da aynı şeyi çizer.
Yani bu aslında evrensel bir güneş deseni. Dünyanın her yerinde çizilebilir.
Tıpkı 'iyi gelecek' lafı gibi. 'İyi gelecek' niye slogan olarak alınır tescil edilir, onu da anlamak mümkün değil. Adamlar Allah muhafaza 'iyi akşamlar, günaydın, nasılsınız' falan gibi lafları da bir yerlerde ürünlerin falan üzerinde kullansa ezkaza, yandığımızın resmi.
Kadıncağız partisine slogan bulurken, Antalya demiyor ki, Nilüfer de demiyor, Türkiye diyor.
Hem gelecek demiyor, olacak diyor, ikisi de farklı değil mi?