Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Mesele 100 yıl yaşamak değil
01 Kasım 2017 Çarşamba, 08:16

Hücreler yavaş yavaş ölüyor ve yeni hücreler oluşuyor ya. Bu olay gençlikte böyle. Ne zaman insan yaşlanıyor, hücreler yenilenemez oluyor ve kaçınılmaz son: Ölüm.
Telomer diye bir hap üretilmiş. Yazıyı teknik izahata ve terminolojiye boğmamak için şu kadarını söyleyeyim, bu hapın etkin maddesi, hücre yenilenmesini sağlıyor.
Hapı kullanan tanıdık biri var: Sertab Erener.

Ayda bin dolar vererek aldığı hapla, 3 yıl gençleşmiş. Bu gençleşme tahlillerle de sabitlenmiş. Misal Sertab Hanım'ın yakın görme kusuru gerilemiş. Kendini genç hissediyormuş, libidosu bile yerli yerine gelmiş!
Yazıyı 'amanın yoksa ölümsüzlük mü icat edildi?' duygu ve düşünceleri ile okuyorsanız, durun!
Acele yok! Çünkü kimi ciddi bilim çevreleri bu hapın kanser yapıcı özelliği olabileceğini iddia ediyorlar. Bu iddia sahiplerinden biri de, 'Demirel'in doktoru' namıyla tanınan Prof. Dr. Osman Müftüoğlu. Müftüoğlu Hoca telomer konusunun şakaya gelmeyeceğini, hücre dokusuyla oynanan oyunların sonunun kanserle sonuçlanabileceğine dikkat çekiyor.
Hoca'nın önerisi daha sade ve basit:
'Uzun yaşamak mı istiyorsunuz? Sağlıklı besinler tüketin ve hareket edin!'
Laf sağlıklı beslenmeye geldiyse, BBC'nin Okinawa'da 'uzun yaşamın sırrı'nı anlatan belgeselinden söz etmeden olmaz. Okinawa bir ada ve orada 100'lü yaşlar sürmek adeta vakayı adiye. Belgeselciler incelemişler etmişler ve Okinawalılar'ın neden uzun yaşadığını bulmuşlar. Ahalinin senden benden tek farkı, yatıp- kalkıp içi mor tatlı bir patates türünü tüketmekmiş.
'Peki içi mor tatlı patatesi biz nereden bulacağız?' demeyin. Bilim adamları mor patatesin etkin maddesinin tüm mor sebzelerde bulunduğunu söylemişler.
Mor bitkiler, yani patlıcan, lahana vs...
Bundan böyle çarşı pazarda mor sebzelere daha büyük şefkat göstereceğinizi umuyor ve diliyorum. Şunu söylemekten de kendimi alamıyorum ama...
Önemli olan 100 yıl yaşamak değil. İnsanlığa faydalı, doğaya saygılı, daha mühimi olup biteni anlayarak, bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine yaşamak.

Sen bütün kedileri Behlül mü sandın?

İlahi Namık!.. Bir kedi, neredeyse kendisi kadar büyük bir tavşanı yalayıp yutacak ve biz buna 'av ve avcı perspektifi'nden bakacağız öyle mi?
Biz nerede yaşıyoruz kuzum? Vahşi doğada mı? Yoksa şehrin ortasında mı?
'Çevrede yiyecek bulamayan kedi tavşanı avlamayıp ne yapsın?' demişsin bir de.
Emin misin? İkimiz de gözlerimizle gördük, bizim medya binasının yanındaki restoranın çocuk oyun parkında tavşanlar ve kedilerin yan yana barış içinde yaşadıklarını...
Peki içlerinden biri çıkıp tavşan arkadaşını yediğinde bunu normal karşılamak niye?
O restoranın, çoğu etli artık yemekleri yedi sülalelerine yettiği halde, o kedi o tavşanı niye yedi?
Okuyucuyu üzmek istemem ama daha elim ve vahimi:
Kediler kısa süre zarfında 6'sı yavru, biri anne olmak üzere tam yedi tavşanı niye yedi?

6 tane minik beyaz tavşan yavrusunu getir gözünün önüne.
Hangi vicdan sızlamaz o sahnede!
Kedi sevmek tavşan sevmeye engel mi? Kedi sevmek güneşi balçıkla sıvamaya gerekçe mi?
Hasılı herkes Behlül değil Namık. Kimileri maalesef 'Katil Doğanlar' filmindeki gibi, 'Natural Born Killers' karakterli.
Misal senin savunduğun o kedi. Kendini 'vaşak' zanneden yavşak değil mi?