Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Mesele insan olabilmekte...
28 Aralık 2017 Perşembe, 08:13

Hiçbir din kötülüğü övmez. Her dinin nihai amacı 'iyi insan' yetiştirmek.
Noel'i milletçe idrak edip yeni bir yıla girmeye hazırlandığımız şu günlerde...
Ülkenin 'yapay' gündemlerinden biri de ne?
'Müslüman Noel kutlamaz!'
Hıristiyan konu komşusuna saygıdan kiliseye gidip mum diken 3-5 İstanbullu dışında Noel'i Noel gibi kutlayan kimseyi görmedim.
Mesele şu:
Ahalinin bir kesimi, Noel'le yılbaşını fena halde karıştırıyor.
Bu karışıklığın tek suçlusu da, Antalya'nın Demre ilçesi sakinlerinden Aziz Nikolaus'un geçen yüzyılın başlarında 'Coca Cola' tarafından kırmızı urbalarla falan donatılıp reklam malzemesi yapılması hadisesi. (Amaç da, yaz içeceği olarak bilinen kolanın, kışın da tüketilmesi!)
O kırmızı kıyafet, o kırmızı kukuleta, ren geyiklerinin çektiği kızak, 'ho ho ho' demeler falan hep Cola'nın reklam cinlikleri.
Bir reklam figürü nasıl hayata böyle tutundu, nasıl gerçekmiş gibi algılandı, o da ayrı konu.
Dönersek yeniden 'Müslüman Noel kutlamaz' mevzusuna.
Dün, burun direğimi sızlatan bir haber okudum.
Olay İngiltere'de geçiyor.
Hüseyin isimli ak sakallı bir dedeye, caddede yürüdüğü sırada, Alfie isimli 6 yaşında bir İngiliz çocuk 'Aa Noel baba!' diye sesleniyor. Hüseyin Bey dönüyor, çocuğa bir miktar para veriyor. Çocuk artık Noel Baba'nın varlığından son derece emin. Sırf Alfie'nin 'Noel Baba hayali' sakata gelmesin diye Hüseyin Bey yılbaşlarında, çocuğun doğum günlerinde falan hediyeler getirmeye devam ediyor.


Hüseyin Bey, isminden de anlamışsınızdır, Müslüman. Ve bir Müslüman'a yakışanı yapıyor, bir çocuğu mutlu etmek için, inancı öyle söylemediği halde, Noel Baba sanılmaktan hiç çekinmiyor.
Sözün özü insanlık, Hüseyin Abi gibi insanların sıcacık yüreğinde yaşıyor ve de yaşatılıyor.

8 milyon dolarlık fon, tek sebebi kırmızı don

5 milyon doları iç piyasaya, 3 milyon doları da ihracata yönelik, tam 8 milyon dolarlık bir ekonomi yaratıyormuş, yılbaşına özgü 'kırmızı' iç çamaşırı piyasası.
Yeni yıla 'kırmızı don'la girmenin uğurlu geldiği rivayeti ayrı konu.
Bence ahalinin hatun kesimi şu soruyu sormalı kendine, samimi:
'Giyelim giymesine de, kim görüyor ki?'
Anneler günü, babalar günü, sevgililer günü, kadınlar günü, cadılar bayramı, yılbaşı vs 'tüketim bayramları'nın tamamı 'balya'ya yönelik.
Şu kırmızı don muhabbeti de, kim bilir nasıl bir ekonomik hacim yaratıyor, dünya genelinde.
Tarihçe de gözyaşları içinde:
Yıl 1956. İç çamaşırı imalatçısı Henry George abimiz neredeyse iflas etmek üzere. Depo kırmızı iç çamaşırı dolu, silme. Henry Abimiz tutuyor, depodaki kırmızılardan bir kısmını yakınındaki hanımlara 'uğurlu geldiği' söylentisiyle hediye ediyor.
Mevzu önce şehre, akabinde ülkeye, giderek de dünya geneline yayılıyor.
George'un depo boşalırken, kasa para doluyor!
Yani sevgili ahali!
Bir işadamının iflas etmekten kurtulmak için bulduğu bir cinlikten ibaret, kırmızı donun uğurlu gelmesi hikayesi.