Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Mevsimler ayrı isimler hep aynı
28 Temmuz 2017 Cuma, 07:33

Esprili başlayayım lafa, topu döndürüp-dolaştırıp Terim'e 'plase'leyeceğim çünkü!
Bizim Adana'da bir laf var:
'Gördüğüm Antep, yediğim pekmez' diye.
Hayatımız fazla lüks içermiyor, yeme- içmede, gezme- tozmada oldukça mütevazıyız manasında.
Buyurun 45 yıllık şu tabloya: Demirel, Ecevit, Türkeş, Erbakan diye başladık 70'li yıllarda. Araya, Mesut Bey'i, Tansu Hanım'ı falan kıstırdık.
Akabinde epeyce bir zamandır Tayyip Bey'le beraberiz.
Siyasette böyle de futbolda farklı mı? Bir Denizli, bir Terim, sonra bir daha Denizli, sonra bir daha Terim..
Terim kaç kez gitti-geldi, vallahi bilemedim! Arada boşluklar olduğu için hesabı zor.
***
San Antonio Spurs'un efsane 'coach'u Gregg Popovich'in 'kemiksiz' 20 yıldır işbaşında olmasının, Sir Alex Ferguson'un 26.5 sene 'aralıksız' Manchester United'ın başında kalmasının, Arsene Wenger'in 21 yıldır Arsenal'i yönetiyor olmasının ve Arif Tak'ın BESOB başkanlığının (71'de Lokantacılar Odası Başkanı'ydı, aynı yıl Türkler Anadolu'ya girdi sanmayın, o başka 71!..) hesabı ise çok kolay.
Sadece yıl sayıyorsun çünkü, boşluk yok. Bir insan bir işi ne kadar süreyle yapmalı diye 'optimal bir süre' olduğunu sanmıyorum zaten. İyi yaptığı sürece, şahsına teveccüh gösterildiği sürece diyelim ve geçelim.
***
30 yıldır gazetecilik yapan biri olarak, bulundukları makamlara kök salan şahsiyetlere laf söylemeye mezun değilim.
Anlayamadığım sadece şu:
Bir adam iyiyse, yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı üzere, 'durursun arkasında' başka bir isimde olmaz gözün.
Soru şu bu aşamada:
Bir adam kaç kere denenir? Bir kere, baktın olmuyor, en fazla bir kere daha değil mi? Peki biz ülke olarak bu Fatih Terim'i daha ne kadar deneyeceğiz? (Benim için sakıncası yok, meraktan soruyorum!)

*Terim'in 'kısa' tarihi...

80'li yıllar. Brezilya pas yapıyordu, SSCB pres. Oynamaya çalışanla- oynatmamaya çalışan. Modern futbol bu iki ekolün harmanlanması demek zaten. Okan, Suat ve Emre gibi 'kısa'lar pres yaptılar ölümüne. Topu kapınca diğer 'kısa' Hagi'ye verdiler.
UEFA Kupası geldi.
Terim Fiorentina'ya gitti. Orada da presçiler buldu kendine, Hagi rolünü de Rui Costa'ya verdi. Aynı maya orada da tuttu. Ve, ver elini Milan!
Terim oldu 'kısa' süreliğine dünya markası!?
Milanlılara diller dışarı çıkacak şekilde pres yaptırmak zor oldu. Maya tutmadı, heybede bir B planı olmadığı için de, Terim'in Milan ömrü 'kısa' sürdü. Ver elini yine Türkiye.
Şimdi Milli Takımdan ayrıldı ve/veya atıldı ama. 'Kısa' süre sonra çıkar mutlaka yine ortaya.

*Güneş'e özür borcu!

Türk futbolunda bütün zamanların en büyük başarısı 'Dünya 3'üncülüğü' ise, en büyük kariyer de bu etiketin sahibi Şenol Güneş'in bence.
Adamı saçları jöleli değil diye (Terim jöleliydi ve arkaya yatırıyordu o vakitler) neredeyse ite-kaka gönderdiler Milli Takım'ın başından. Güneş'e bu ülkenin (aslında İstanbul spor basınının) bir özür borcu var. Dolayısıyla, benim de Milli Takım için aklımdan geçen isim Şenol Hoca.