Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Mudanya'da kimse 'kimsesiz' değil...
10 Ocak 2018 Çarşamba, 08:02

Dönemin Gaziantep'inin efsane belediye başkanı Celal Doğan, sürekli seçim kazanmasını izah ederken şöyle demişti:

'Hiç öyle büyük projelerim yatırımlarım falan yok. Ama şehirde hiç kimse elektriksiz, susuz oturuyorum diyemez.' Ve eklemişti: 'İnsanların düğününde cenazesinde yanlarında olmak gerek.'

Bu söylemin değişik versiyonlarını duyduk, izledik, gözlemledik, başka belediye başkanlarından da. Ortak özellikleri başarılı olmaları, dolayısıyla tekrar tekrar seçilmeleri.

Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz'da -bana göre- yeniden seçilmesi garanti belediye başkanlarından biri. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle bir araya geldiğimizde çok şey anlattı etti ama benim aklımda sadece 'Zeytin Dalı' ve 'Uğur Böceği' projeleri kalmış.

'Zeytin Dalı'nın etki alanı geniş!

Damı akan, penceresi soğuk sızdıran, duvarı nemli evlerin ıslah edilmesi de var projenin içinde, yatalak hastalara ve yaşlılara evde bakım ve sağlık hizmeti de. (Berbere gidemeyen bir amca evde tıraş ediliyor bazen, bir teyzenin ayak tırnakları kesiliyor veya evine gidilerek...)

Zeytin Dalı ekipleri, 20 bin eve girmiş, sorun çözmüş, yardım etmiş, hiçbir şey yapmasa bile insanlara moral vermiş, 'kimsesiz' olmadıklarını göstermiş.

2 bin kişiye gıda ve sağlık yardımı yapan Mudanya Belediyesi'nin bu çerçevedeki sloganı şöyle:

'Kimse kimsesiz kalmayacak!'

Uğur Böceği projesi de insana yatırım yapmanın bir diğer güzel örneklerinden biri. Doğan her bebeğe 'Hoş geldin bebek, yaşama sırası sende!' diyen bir anlayışın ürünü.

Bebeğe ve anneye set verilmesi, bebeğin ve annenin aylık rutin sağlık muayenelerinin yapılması vs bu projenin temel taşı. İnsana dokunan, insanı yaşamın merkezine koyan bu iki proje her türlü alkışı ve övgüyü hak ediyor bana göre.

Fikri hür, irfanı hür...

'Teachers, the new generation will be your masterpiece!'

Atatürk'ün, 'Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır!' şeklindeki bu veciz lafını bilhassa İngilizce yazdım, çünkü Türkçesinin yeteri kadar anlaşıldığını sanmıyorum.

Anlaşılsa herhalde kimi 'teacher'lar, gaf üstüne gaf yapmaz, bize zırt-pırt 'Allah'ım, nasıl bir ülkede yaşıyoruz böyle' dedirtmezler!

Bunlar nasıl öğretmen böyle.

Bunlar?

1. Önce Konya'da biri çıktı eşofman giyen kız öğrencilerle ilgili ileri-geri konuştu.

2. Sonra biri çıktı, küçük yaşta evliliklerle ilgili 'Zina edecek kadar yaşı büyük. Evlenmeye geldi mi yaşı küçük' paylaşımı yaptı.

3. En sonunda da başka bir öğretmen bu lafı da alıntılayarak, 'Ergenlik çağına ermeyen kızın rahatlıkla sevgilisi olabiliyor ve durum normal karşılanıyor. Ama bu kıza madem bu haltı yiyebiliyorsun evlenedebilirsin dediklerinde her nedense yaşın küçüklüğü ortaya atılıyor hemen' dedi, sosyal medya hesabından.

*****

İyi mi böyle? '

Fikri hür, irfani hür, vicdanı hür' nesiller yetişir mi 'bunlar'la?

Geçen gün bir arkadaşım şöyle bir tavsiyede bulundu bu gibi durumlarla sık sık karşılaştığımızda, kafayı sıyırmamamız için:

'Bu kafa yapısındaki insanlara çocuk emanet edilir mi?' falan diye boşuna üzme kendini.

Bırak insanları kendi haline. 9 yaşındaki kızını evlendirmek isteyen evlendirsin, sana ne? Haklı galiba. Böyle kendi kendimizi yiyip duruyoruz, haybeye...