Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Nerede kalmıştık!..
23 Mayıs 2017 Salı, 04:36

Vakti zamanında bir yazar arkadaşım doğum yapmak için izne ayrılmıştı.
Doğurdu geldi.
İlk yazısı bir miktar merak uyandırdı haliyle.
Ne yazmış diye köşesine baktığımızda, ne görsek beğenirsiniz?
Yokluğunda genel ve yerel siyasette neler olup bittiğini, hem de kronolojik olarak sıralamış:
Filanca parti genel kurul yaptı, falan partide il kongresini şu liste kazandı diye.
Yani, eleman doğum iznine çıktığında öyle sanmış ki, hayat durmuş, yokluğunda siyasi partilerden hiç haber yapılamamış. Kamuoyunun gelişmelerden hiç haberi olmamış... (Öyle ya canım, O yoktu ya, kim haber verecek bize, kimden öğreneceğiz olan-biteni, başka gazeteci mi var memlekette!)
O arkadaşın yaptığını yapmaya kalksam lafa referandumdan girmem, Cumhurbaşkanı'nın Genel Başkan da olduğu kongreden çıkmam lazım. Araya Fener'in Finalfour'u kazandığını kıstır, Bursasporlular'ın bu aralar 'Düşer miyiz, kalır mıyız' diye gerildiğini anlat.
Buyur sana yılın ve haftanın kısa özeti..

***

Yaklaşık bir yıldır yoktum buralarda! (Buralar dediğim, müstakil süreli neşriyat ve matbuat alemi.)
Şu an fark ediyorum ki insan ne kadar yazı işiyle haşır neşir olsa da, 'ilk yazı' gerilimin ağababası. Bana öyle geliyor ki, ortam netameli, okuyucu da büyük ihtimal müşkülpesent.
İnsanlığın, medeniyetimizin, ülkemizin, necip miletimizin nefesini tutup bu yazıyı beklemediğini ben de biliyorum. Ama sanki herkes bu yazıyı son derece eleştirel bir nazarla okuyacakmış gibi gerildiğimi itiraf ediyorum.
Elbette öyle değil ama -niyeyse- bana öyle geldi!?..

Tecrübe iyi bişey midir?

'İş Bilenin Para Kazananın' isimli kitapta şöyle bir tavsiye vardı okuyucuya:
Gıcık olduğunuz bir arkadaşınızın işe alınmasını istemiyorsanız, başvuru mektubuna mutlaka 'Bu sektörde 15 yıllık tecrübem var' diye yazmasını tavsiye edin.
Bu ifadeyi gördükleri anda arkadaşınızı işe almaktan vazgeçerler.
Ama hayır, o ifadeye rağmen işe alınmışsa arkadaşınız, o işyeri zaten işe yaramaz bir yerdir!
Meslekte 30 yıllık deneyime sahip biri (yani ben) bunu söylüyorsa, daha ilk günden 'harakiri yapıyor!' diye düşünebilirsiniz.
Ama değil işte. Çünkü bizim işin doğası, demi ve aroması, kelimenin tam anlamıyla arapatı kıvamı:
Bizim işte yazdıkça açılırsın, açıldıkça yazarsın. Yazdıkça yazasın gelir.
(Acemiyken uzun yazamazsın, ustalaşırsın, bu kez lafı bağlayamazsın!)
Acemiyken uzatabildiğin, ustayken kısaltabildiğin her yazı ayrı keyiftir. Hele yazı, yaşam biçimi haline gelmişse senin için, yazamama hali, bildiğin, daha az nefes almak gibi.
Mevsim yaz, ona uygun örnek vereyim, uzun süre duş almamış olma sıkıntısı gibidir yazamamak.
Stres birikir bünyede, zihnine üşüşenleri, parmak uçlarından klavyeye aktaramazsan.
Bu satırları yazdığım şu an itiraf edeyim, içim içime sığmıyor!
Esame listesi dolsun diye 18'e alınan, ama maç içinde hesapta olmayan bir sakatlık sonucu 20 dakikalığına sahaya sürülen genç futbolcu gibi heyecanlıyım.
Tüm pasları olumlu kullanmalıyım. İkili mücadeleleri kazanmalı, gerekirse yatarak- kayarak dalmalıyım.
Yani Allah sizi inandırsın, 'Onlarca yılandan kaçıp hayata tutunan iguana' azmine sahibim. Ama hırsım aklımın önünde değil. 'Ben bu yazıyı yazmadan önce insanlık ne haldeydi acaba!' kibrine misal, meslek hayatım boyunca asla kapılmadım.
Uzun lafın kısası, hoş bulduk abiler ve de ablalar.
Sıcak karşılama için hepinize teşekkürler...
Bu sütunlarda eğlenceli metinler üretmeye çalışacağım elimden geldiğince, bakarak memleketin, güler misin ağlar mısın hallerine..