Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Onu bir kedi yedi!
29 Ekim 2017 Pazar, 07:35

Sönmez Medya'nın önündeki yeşillik alanda salına salına gezen, hoplaya zıplaya koşturan iki adet tavşanımız vardı. Biri siyah diğeri beyaz.
Beyaz olan artık yok.

Çünkü onu hain bir kedi yedi.
Arkadaş çevremin hepsi kedisever. Daha genel söylemle, hayvansever.
Biz zaten medya olarak, insan haklarına olduğu kadar hayvan haklarına da duyarlıyız.
Çevreye ve doğaya duyarlı olduğumuz gibi.
Yazının bu bölümünde kediseverlik vurgusu yapmam sebepsiz değil.
Çünkü o meşum günü anlatacağım.
Genel Yayın Müdürü arkadaşım Okan Tuna, mesaisini bitirmiş tam evine gidecek, medya binasının önünde karşı karşıya olduğu manzara karşısında donup kalıyor.

Çünkü bir kedi almış ağzına şu fotoğrafta gördüğünüz beyaz tavşanı yemeye çalışıyor. Okan hiddetleniyor, ne yapacağını bilemez hale geliyor. Kedinin üzerine yürüyor, lisanı münasiple tavşanı bırakmasını emrediyor falan ama ı-ıh. Kedi tavşanı yemeye kararlı.
Ağzında tavşan olduğu halde kedi, kaçıp izini kaybettiriyor, kayıplara karışıyor.
Okan bu durumu daha sonra, 'Elimde silah olsa ateş edecektim, o derece sinirlendim' diye anlattı.
Hakikaten bu nedir abiler ve de ablalar? Normal mi bu durum?
Tavşan, kedinin besin zincirinde mi yer alıyor!
Yaşadığımız şu olay, 'doğada böyle şeyler olağan' deyip geçilecek cinsten mi?
Veya olaya 'neyşınıl elekşin' açısından bakıp, mazur mu görmeliyiz?
Ya da daha tevekkül bir zaviyeden 'O da onun kısmetiymiş!' mi diyeceğiz?
Okan olayı anlattığı anda, aklıma geldi. Vakti zamanında bu beyaz tavşanın fotoğrafını çekmiştim.
Hasılı, o artık bir fotoğraf sureti olarak yaşayacak anılarımızda.
Tek tesellim ne biliyor musunuz bu olayda.
Bir kedinin yaptığını tüm kedi camiasına mal edecek tiynette insan yok aramızda.
Yani biz hepimiz, kedileri sevmeye devam edeceğiz.
(Geçen gün köşesini baştan aşağı kedi hikayelerine ayıran büyük kedisever Namık Göz beyefendinin de konuyla alakalı bir çift laf etmesini beklemek hakkımız.
Kedi camiası adına bir özür belki...)

Dört robota kadar alabiliyor muyuz!

Bill Gates yapay zeka sahibi robotların çalışma hayatına ilişkin özlük haklarının artık konuşulmaya başlanması gerektiğini söyleyedursun... Sosyal bilimciler ve ekonomistler çalışan insanlar vergi verirken robotların vergi vermemesinin adaletsizliğine dikkat çekedursun...
Bir robota vatandaşlık veren ilk ülke Suudi Arabistan oldu.

Başı açık (hakikaten açık ama!) bir kadın görünümündeki Sophia (Audrey Hepburn'a benzetilerek tasarlandı) artık kimlik kartı olan bir Suudi vatandaşı.
Olay marifetiyle hem Sophia hem Arabistan, 'teknoloji tarihi'ne geçti.
Şu silikon sektöründe dijital alemde daha neler göreceğiz böyle envai çeşit demeye kalmadı, konu haber olduğu andan itibaren su kaldırmaya başladı.
'Sophia çarşafa girecek mi?' diyen mi istersin, 'Siz önce ülkedeki mültecilere vatandaşlık hakkı verin' diyen mi?
Niye bilmiyorum benim de kafama şu soru takıldı:
Sophia güzel robot. Beğendiğimiz kadarını alabiliyor muyuz?
Kaça kadar izin var!