Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Oradaydılar...
16 Kasım 2017 Perşembe, 07:55

Beynelmilel felaketler ile magazin figürleri arasında bir korelasyon tesis ettim.
Ya gittikleri yerlere felaket götürüyorlar, ya da felaketler gelip bir biçimde onları buluyor!
Dün, oyuncu Nurgül Yeşilçay'ın İran'da 500 kişiden fazla insanın ölümüne neden olan 7.3 büyüklüğündeki depreme otelde yakalandığına ilişkin haberi okurken...
Bu kez yakın geçmişten, 2 Ekim gününden başka bir haberi hatırladım.
Las Vegas'ta meczubun biri çıktığı damdan ahaliye ateş etmiş 58 kişiyi katletmişti.
O gün orada kim vardı: Demet Akalın.
Sosyal medyaya şöyle bir laf salmıştı Demet hanım kızımız:
'Elim ayağım titredi. 2 saat önce oradaydım!'
Geçen sene 14 Temmuz günü, Fransa'nın Nice kentinde 'Bastil Günü' kutlamaları sırasında kalabalığın üzerine dalan kamyon 10'u çocuk 84 kişinin ölümüne neden olmuştu. O kalabalığın tam içinde, o caddede yürüyenlerden biri de kimdi?
'Kiralık Aşk' dizisinin Koray'ı (Koriş!) Onur Büyüktopçu. 'Koray Bey' birçok haber kanalına bağlanmış ve yaşadığı dehşeti sıcağı sıcağına anlatmıştı.
Daha eski bir tarihte, bir Uzakdoğu gezisi sırasında, yaşanan deprem ve akabinde oluşan tsunamiye, denizin içine kurulu bungalovunda yakalanan Aysun Kayacı isimli manken kızımızı da eklersek listeye.
Ne diyelim, bu olayların tamamına yorum mahiyetinde:
Magazin figürlerimiz veya sanat alemimiz ile yaşanan felaketler ve facialar arasında bir rabıta mı var acaba?
Felaketleri faciaları üzerlerine çeken!
Bu biraz zorlama yorum oldu. Doğru yorum şu belki de:
Ülke, beğen- beğenme, beynelmilel faaliyetler yapan, dünyanın tüm coğrafyalarında fink atan insanlarla dolu.
Yerkürenin neresinde nasıl bir aksiyon olursa olsun, olayın ya içinde, ya yakınında bir Türk çıkıyor, muhtemelen magazinsel bir tip çıkabiliyor.

Bir dolar kampanyası daha!

Aklıma takıldı. Geçen sene 2 Aralık'ta 3.59'muş dolar. Ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Yastığının altında döviz olanlar gelsin parasını altına dönüştürsün, gelsin parasını TL'ye dönüştürsün. Türk Lirası ve altın değer kazansın' çağrısı yapmıştı vatandaşlara.
Dolar, şu yazıyı yazdığım saat itibarıyla 3.87 ve kimse kampanya yapmıyor?
Neden acaba?

İşte şimdi hapı yuttuk!

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) bazı hastalıkların tedavisinde kullanılmak üzere (buraya dikkat) 'sindirilebilir sensör'e sahip ilaca onay verildiğini açıklamış.
Buna göre, şimdilik kimi hastalıklarda hastanın ilacı alıp almadığı ilaçtaki sensör sayesinde ve de cep telefonu marifetiyle örneğin doktoru veya yakınları tarafından kontrol edilebilecekmiş.
Asıl amaç tabii, hastanın ilacın emilip emilmediğine bakması ama...
Bu sensörlü ilaç muhabbeti, sizi bilmem beni kıllandırdı abi!
Bugün kimi psikolojik rahatsızlıklar vs için üretilen ilaç, yarınlarda bünyenin tamamı hakkında 'belli merkezlere' bilgi geçmeye başlarsa, yanmadı mı gülüm keten helva!
Niye derseniz, bu ilacı bulan zihniyet yakında vücutta oluşacak her türlü salgıyı, kalbin nedensiz yere sık sık attığını, veya ne bileyim gizli içilen bir adet sigarayı, bir kadeh içkiyi vs'yi de bir merkeze bildirmeye başlarsa, şu fakir yazar dediydi dersiniz. Sensörlü sindirilebilir ilaç benim içime sinmedi!