Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Paltodan önce, paltodan sonra
08 Kasım 2017 Çarşamba, 08:10

Pazartesi akşamı 'Üç Erkek Oyuncu İçin Palto' isimli bir oyun izledim.
Türk şiirinde Orhan Veli neyse, Rus edebiyatında Nikolay Gogol odur.
Yani nedir?
Her ikisinden önce edebiyata konu olanlar seçkinlerdi. Edebiyatta aşk vardı, ihtiras vardı, sevgi, dostluk, kıskançlık, gurur hepsi vardı ama bu duygular, hep makam mevki, güç ve para, en azından rütbe sahibi şahsiyetlere aitti.
Orhan Veli çay ocağı çalışanı Süleyman Efendi'nin 'ayak nasırı'nı konu etti kendine, Gogol en düşük kademeden memur Akaki Akakiyeviç'i ve 'Palto'sunu.
'Palto'dan önce' kahramanlar hayatı dize getiren cinstendi, 'Palto'dan sonra'sının kahramanları ise hayat karşısında diz çöken cinsten!
Gogol, döneminin en sıradan adamlarından biri Akaki Akakiyeviç'i öyküsünün başköşesine oturturken, yalın ve gerçekçi anlatım zaviyesinden büyük bir çığır açtı. Kutupların buz kırma gemisi gibi yol aldı, Puşkin, Dostoyevski, Tolstoy onun açtığı bu yoldan ilerledi. Dostoyevski demeseydi, ben kesin derdim, 'Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık!' diye.

Küçük adamın öyküsü!

Gogol, 'Palto'da sıradan, ama çok sıradan bir memurun 'evden işe-işten eve' basitlikteki hayatını anlatırken, artık yama tutmaz olan eskimiş paltoya yoğunlaşarak, 'üşümek' gibi ölümlü fanilere özgü bir sorun üzerinden, yaşadığı dönemin yönetim erkini, sorun çözmez bürokrasi anlayışını, iktidar nobranlığını falan 'ti'ye alıyor. Resmen dalgasını geçiyor. (150- 160 yıl öncesinin Çarlık Rusyası'nda, bu işlere girmek için mangal gibi yürek lazım, o da ayrı konu!)
Gogol sayesinde ilk kez, çalışkan bir memurun hiç dikkate alınmayacak öyküsünün bile, istendiğinde ne kadar destansı anlatılabileceğini öğreniyoruz ve bir akımın doğuşuna şahitlik ediyoruz: Gerçeklik, sadelik, yalınlık.

Gelelim bizimkilere...

İzzet Boğa'nın yazıp yönettiği ve oynadığı, 'Üç Erkek Oyuncu İçin Palto', Gogol'un aynı isimli eserini okumuş ve özümlemiş bir tiyatro adamının 'bu öyküyü oyun kılığına sokup insanlara göstermek lazım!' fikrinin, sahnede vücut bulmuş hali.
Giderek 'Bursa'nın büyük tiyatro adamları'ndan biri olma yolunda sağlam adımlarla ilerleyen İzzet Boğa, yine elinden geleni ardına koymamış ve şapkadan değilse de, Palto'dan tavşan, hadi ona da tavşan demeyelim, 3 harika aktör çıkarmayı başarmış:
İzzet Boğa, Kutlay Akbal ve Aykan Yılmaz.

Bu üçlü, mekanın ruhuna uygun söyleyelim, bu 'troyka', bizi hem dönemin Petersburg'una götürmeyi başardılar. (Çünkü olay Petersburg'da geçiyor!) Hem de sık sık 'Biz aslında üç Türk ve erkek oyuncuyuz, mekanı ve dekoru Rusya olan bu oyunu size İzzet, Kutlay ve Aykan şeklinde oynuyoruz' duygusu da yarattılar. (Bu ekibin zaten işi gücü oyun!)
Neyse, 'önümüz kış palto', 'Google Gogol', 'Puşkin Puşkin sırıttık' gibi esprilerimi kendime saklayarak, şu kadarını söyleyeyim:
Oyun eğlenceliydi, keyifliydi, biraz da öğreticiydi. (Kitabı okumamış olanlar, okumuş gibi oldular. Okuyanlar daha eğlenceli halini bir daha okumuş gibi.)
Ve fakat olayın asıl güzel tarafı, Bursalı İzzet Boğa'nın tiyatro sanatına yaptığı şu 'metin' katkısı alkışa değer. Deneysel işler yapan amatör tiyatrolarda kim bilir nasıl oynanacak, nasıl sahnelenecek acaba bu eser? Ve/veya nasıl oynar acaba bu oyunu, 3 kadın oyuncu?