Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Robotlar niye vergi vermiyor?
28 Eylül 2017 Perşembe, 07:31

Robotlar yüzünden işsiz kalacak işçileri düşünse düşünse bir İngiliz düşünürdü zaten.
Malum, adı İşçi Partisi olan bir parti, bu ülkede sık sık iktidara geliyor.
Daha eski tarihlere gidersek, bu ülkenin işçileri buhar makinalarını denize atmıştı, bu makinalar yüzünden işsiz kalacağız diye.
İngiliz basınında yer alan iddialara göre, İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, göreve gelmesi durumunda 'robot vergisi' getirmeyi planlıyormuş. Buna göre, işçilerini çıkararak robotlarla üretime geçen şirketler özel bir robot vergisi ödeyeceklermiş. Söz konusu vergi ile toplanan para 'işsizlik fonu'nda değerlendirilecekmiş.
Mikrosoft'un paşası Bill Gates de, (ki kendisi dünyanın en zengin insanı olur ve aynı zamanda briç oynar!) yakın zamanda içinde robot ve vergi sözcükleri geçen bir cümle kurmuştu.
Gates'e göre işçiler, çalışıyor kazanıyor ve vergisini ödüyor.
Peki ya robotlar?
Onlar da bir biçimde kazanç sağlıyor ama vergi ödemiyorlar!
Dolayısıyla işçilerin yerini alan her bir robot, hükümetler için vergi kaybı demek.
İşçi partisi lideri ve Bill Gates, robot vergisi konusunu düşünen yegane ikili değil.
Avrupa Birliği (AB) de robot vergisi ile ilgili bir öneriyi gündemine aldı. (Komisyon reddetti ama olsun, en azından gündeme geldi.)
Robot işçi, robot avukat, robot polis, robot gazeteci...
Giderek robotların el atmadığı meslek alanı kalmayacak gibi.
Peki bu meslek mensupları paşa paşa vergilerini ödüyor da, aynı mesleği yapan robotlar niye ödemiyor?
Robotlara vergi salmak için 'robot maliyeciler' mi bekleniyor?

Türk kadını sol şeritte!..

8 Şubat 1935'te yapılan meclis seçimlerinde, 18 Türk kadını TBMM'ye girdi.
1935'i aklınızda tutun!
Çünkü bu tarih, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması anlamında 'uygar Batı'ya nal toplattığımız bir tarih.
Fransa misal bu işe ancak 1944'te girişebildi. İtalya ve Japonya 1945'te, Sırbistan 1946'da, Arjantin 1947'de, İsrail 1948'de, Çin ve Yunanistan 1949'da.
Dün bir haber vardı ajanslarda: Suudi kadınlar artık ehliyet alıp araba kullanabileceklermiş.
Bu demektir ki, işyerinde falan birbirlerini gördüklerinde şu soruyu soracaklar artık:
'Arabayla mı geldin!'
Bir yerden başka bir yere kendi kullandığın 'arabayla gitmek' 2017'nin dünyasında, henüz ve taze sağlanabilmiş bir hak, nasıl olur!
Meraklısı için söyleyelim, direksiyona henüz oturan Suudi kadını, seçme ve seçilme hakkını da, 2015'te, 'ancak ve sadece' yerel yönetimler için alabilmişti.
1935 Türkiye'sin de Meclis, 2015 Arabistanı'nda sadece belediye!
Şu tarihleri alt alta sıraladığımızda, Atatürk'ün ne kadar öngörülü, ne kadar eşitlikçi, ne kadar çağının önünde bir lider olduğu zaten kabak gibi belli ama...
Asıl büyük çıkarım bu hikayede şu bence:
Kendini bildi bileli direksiyon sallayan Türk kadını, kendini bildi bileli istediği her koltuğa aday olabiliyor:


Araç koltuğuna da, makam koltuğuna da.