Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Sağanak abiyi bekliyoruz
04 Temmuz 2017 Salı, 08:05

Meksikalılara, el altında yoksa, Adanalılar'a, Mersinliler'e falan iyi davranın!..
Onlar, bu dünyanın en çok zulüm gören insanları çünkü.
Gelinen noktada, bir ağaç altı, klimalı bir ortam, fazla hareket gerektirmeyen bir iş, meğer ne büyük nimetmiş...
Meksika demişken, sıcaktan hepsi bir gölge altına sığınmış, güneşten korusun diye siperliği en geniş olan şapkaları kültürlerinin bir parçası haline getirmiş bu millete saygım, bir kere daha arttı.
Neden derseniz, günahlarının ceremesini çekmek için öte dünyaya gitmelerine gerek yok abilerin.
Bu dünyada zaten kavruldular, yandılar, piştiler.
Filmlerden aşina olduğunuz kasaba fonunu gözünüzün önüne getirin.
Uçuşan diken toparlakları ve kumlar, gacırrrrt diye açılan bar kapısı, gıcırtının sebebi yabancıya 'kim la acaba bu yeni gelen!' diye bakmaya bile üşenen, şapkalarını göbeklerine kadar indirmiş, her biri bir köşeye çekilmiş, çekildiği köşede mayışmış tipler.
Biraz daha siyah-beyaz dönemden 'The Long Hot Summer' diye bir dizi film anımsıyorum.
Bu da galiba 'Meksika Sınırı'na yakın bir yerde icra ediliyordu ki.
Esas kızla esas oğlan birbirlerine 'yaprak kıpardamayan' o ortamda, o terli, bunaltıcı havada ve 'o sıcağa rağmen' valla yine iyi aşık falan olabiliyorlardı.
Bizim Bursa'da durum çok daha ehven, çok daha elverişliydi her dönem.
Gündüz az bişey bunalsak bile, bilirdik ki, bu güneş mutlaka batacak, biz de akşam serinliğinin keyfini süreceğiz.
Gündüzün tesellisiydi akşam.
Adanalılar'a, Mersinliler'e ve diğer güney vilayetlerine nasip olmayan bir büyük iklim avantajına sahiptik.
De birader, aynı fikirde misiniz bilmiyorum. Teleferik'te, Teferrüç'te, Piremir'de oturanlar hariç, çoğu semtte, akşamlar da yeteri kadar serinletmiyor artık.
Geçen gün her zamankinden çok daha dikkatle izlediğim hava durumu bülteninde, 'Bursa'da sağanak' diye bir ifade gördüm. Ve itiraf edeyim, çocuklar gibi sevindim.
Sağanakla birlikte sıcaklık 10 derece falan da düşecekmiş galiba.
Öyleyse bekliyoruz seni sağanak, hacı bekler gibi, Godot'yu bekler gibi, gel artık, gel lütfen özledik abi!..

-Havuzda böğürmek yasak olmalı!

Aşırı sıcaklar sahillere ilgiyi artırdı. Sahile gidemeyen ne yaptı, imkanlar ölçüsünde havuzlarda sonuca gitmeye çalıştı: Havuz!
Türk sosyetesi ve entelijensiyasının halledemediği iki konudan biri.
(Diğeri balkon! 300 daireli sitede etkin balkon kullanımı 10'u geçmez. Yine de mimarlar proje çizerken balkonu ihmal etmez!)
Vakti zamanında şöyle bir paylaşım salmıştım sosyal medyaya:
'Havuzda böğürme yok olmaya yüz tutmuş kültür varlığı sayılarak UNECO kültür mirası listesine alınmalı.'
Hâlâ aynı fikirdeyim. Evet, maalesef böyle bir folklorik özelliğimiz var.
Havuzdaki çocuk cıvıltısı, özüme şarkı gibi gelir. Ve fakat herif böğürtüsü, zulüm!
'Höbörö höbörö, alooo.. Cemalllll, cemalllllll!.. Bababa bak bak! '
Abicim asıl sen bi dakka sus da, kendine bak!
Kafa kalmadı ya!
En laçka havuzda en aşağı 15-20 kural olur. 'Böğürmek yasaktır' niye eklenmedi listeye, bugüne kadar.