Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Sahte noter gördük profesör ne ki?
21 Şubat 2018 Çarşamba, 08:02

Çok sahte imam gördük. Sahte doktor da. Sahte avukat da. Sahte öğretmen de.
Hemen hemen diploma gerektiren her mesleğin sahtesi çıktı bu ülkede.
Noter, yasal tanık demek, ne sahte ne değil diye bakan kişi demek başka deyişle.
Onun bile sahtesi çıktı. İstanbul'da yakalandı.
Dolayısıyla, 'sahte profesör' haberini okurken o kadar da çok şaşırmadık.
Profesörün sahtesi bizden çıktı, Bursa'dan.
Diplamayı aldığı yer enteresan: Pensilvanya!
Kekemelik ve konuşma bozukluğu tedavi ediyormuş üstat! Foyasını, iyileştiremediği hastalar ortaya çıkardı. 8 sene yapmış bu işi. Bu arada hastalardan topladığı tedavi ücretleri indira gandi! Haberde abinin birçok yerel ve ulusal kanalda programlara ve söyleşilere katıldığı da yazılı. Abiyi biraz da biz meşhur etmişiz demek ki.

Muhalif olmak...

Nobelli yazar Gabriel Garcia Marques bir röportajında 'Ben de aşk romanları yazmak isterdim, ya da polisiye romanlar. Ama bizimki gibi ülkelerde edebiyat yapıyorsanız, ister istemez politikanın içinde buluyorsunuz kendinizi' demişti.
Yazar, Kolombiyalı.
Ha Kolombiya, ha Türkiye. İkisi de bir Norveç değil, İsveç hiç değil.
Burada, buralarda ister gazeteci olun, ister romancı, ister doktor, ister ormancı!..
Ağzınızdan çıkacak her cümle, birinden yana, diğerine karşı olmak zorunda.
Orman Mühendisleri Odası'nın 25 Şubat'ta yapılacak genel kurulu öncesi 'Çağdaş Grubu'nun adayları geldi ziyaretimize dün. Yakındıkları ana konu ve iddiaları şuydu:
Mevcut yönetim, kent sorunları karşısında duyarsız.
Hatta Oda'nın kapısı kilitli. Bu haliyle Oda, meslek sorunlarına da, kent sorunlarına da son derece ilgisiz. Çünkü, Oda yönetimi yerelde yerel idareye, genelde iktidara göbekten bağlı.
Bu haliyle de memlekette olan bitene reaksiyon göstermeleri olası değil.
Ormanların bir bir talana ve kıyıma uğradığı, ranta açıldığı bir süreçte, Orman Mühendisleri Odası'nın 'bu kadar' sessiz kalması, bana kalırsa da kabul edilebilir bir şey değil.
NOT: Mevcut yönetimin grubu 'Birlik' bu iddialara yanıt verirse, sütunlarımız onlara da açık.

Sonunda polis 'Çukur'a indi!

Çukur dizisinde bugüne kadar tanık olduğumuz suçlar:
Cinayet, yaralama, silah kaçakçılığı, uyuşturucu imalatı ve satışı, hürriyeti tahdit, bomba imalatı, mala zarar verme, suç örgütü kurmak ve yönetmek, yasadışı kumar oynatma vs..
Buna mukabil dizide bunca suç işlenirken, 'filim icabı' da olsa bu suçlara ilişkin herhangi bir soruşturmaya tanık olamadık. Suçu işleyen kahveye gidip çayını içerek normal hayatına devam etti. Hal böyle olunca dizinin ergeni bir kız kuzeninin 'uygunsuz' fotoğraflarını çektirip şantaj bile yaptı. Ben suçun bu kadar olağanlaştırıldığı, bu kadar övüldüğü bir dizi daha görmedim. Yakında dizinin sevimli berberini bir çocuk tecavüzcüsü olarak görürsek şaşırmam.
Eskiden 'kanunun suç saydığı fiili övmek' diye bir suç vardı. Hâlâ var mı bilmiyorum. Böyle bir dizinin bunca şeyin bir kenara konularak RTÜK tarafından 'öpüşmekten' cezalandırılması ise işin trajikomik tarafı.
Evet, bunca şeyden sonra dizinin 17. bölümünde nihayet polis çukura indi! Ona da inmek denirse. Nereden bulduğu belli olmayan hummer cipi ile yolda makas atan, kendisini uyaran trafik polisini sürgünle tehdit eden, potansiyel suçluları klasik müzik sınavından geçiren bir polis.
Yani tam Çukur'a uygun bir polis.
Diğerleri nerede derseniz, onu siz daha iyi bilirsiniz?! - Teşekkürler Erkan Sezgin