Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Sevinç Yenge'ye açık mektup!
02 Kasım 2017 Perşembe, 07:42

Bizim Namık Göz, belgeye bilgiye dayalı yutttaş gazeteciliğinin son temsilcilerinden. Eski gazetecilerin 'fikri takip' dediği, bir konuyu ele alıp sonuna kadar götürmek gibi ender bulunan bir özelliğe sahip. Kent sorunlarına duyarlılığı sebebiyle sadece geçen yıl, ÇGD'den 'Çevre Ödülü' Mimarlar Odası'ndan da 'Kent Gazetecisi Ödülü' aldı.
Bana da sorsanız, 'Amerikan tipi gazeteciliğin' vücut bulmuş hali gibi.
Dün baktım yine harıl harıl çalışıyor.
Akşam üzeri AKP Genel Merkezi'nden yeni belediye başkanının kim olacağı açıklandı ya.
O da almış eline kağıt kalemi, 'Yeni Başkan'a mektup!' diye bir yazı için done topluyor.
Amacı makama oturacak Alinur Aktaş'a köşesinden, 'Bu kentin büyük sorunları işte bunlar!' diye bir rapor sunmak.
Namık böyle bu yaşta(!) genç gazeteci heyecanıyla çalışırken, şöyle döndüm kendime baktım, miskinlik batağındayım!
Ne bir yeni fikir, ne bir cinlik, ne güzel bir yazı konusu, ortam özüm için adeta çöl iklimi.
Bişey yapmalı, en azından Namık'ın bu çalışkanlığına, bu heyecanına ortak olmalı diye düşünürken kafamda ampul yandı.

Namık 'Yeni Başkan'a mektup yazıyor ya. Ben de dedim bari yeni başkanın eşi Sevinç Aktaş'a mektup yazayım. 'First Yenge'ye yani. Hem de şematik, okunması kolay olsun:

1. Yenge Hanım, Abi zaten eve geç geliyordu ama bundan sonra daha da geç gelecek, buna kendini hazırlasan iyi olur.

2. Sayın Yenge, o artık Büyükşehir belediye başkanı. Siz siz olun, eve geleceği ender günlerde, 'Gelirken markete uğra yoğurt al' gibi detaylarla Abi'yi boğmayın.

3. Yenge, senin gardırobundan zerre kuşkumuz yok. Yanlış anlama ama, bundan sonra kent protokülünde resmen 2'nci sıradasınız. Bir iki yeni döpiyes, bir iki farklı renkte tayyör vs tedarik ederseniz, resepsiyonlarda falan, 'Ay bu yine aynı eteği giymiş!' tarzı mühtehzi bakışları engellersiniz.

4. Yengecim, eskiden de 'eşinize söyleseniz de şu konuyu halletse!' türü ricalarla muhatap oluyordunuz gerçi ama... Bu ricalar büyüyerek artacak, daha mühimi, artık başkana ulaşamayan insanlar size ulaşmanın yollarını arayacak. Lütfen uyanık olun, Abi'nin ayağına dolanmayın!

Trafik çilesi hafifletici sebep!

Arkadaşım bir davada tanık. Sabah 10'u 5 geçe mahkemede olması gerek. Çıkıyor evden 9.30'da ve malum, trafiğe takılıyor. Mesafe, Korupark'tan merkez adliye.

Bu arada avukatla telefon trafiği yaşanıyor ve bizimki 45 dakika gecikerek 11'e doğru ancak giriyor duruşma salonuna.

'Özür dilerim hakim bey' diyor ve tam mazeretini açıklayacakken...
Hakim, 'Özür dilemenize gerek yok!' diye sözünü kesiyor ve ekliyor:
'Trafik yüzünden kimse zamanında yetişemiyor ki duruşmalara. Alıştık artık!'
Trafik sorununun nasıl vakayı adiye olduğunu çok güzel anlatıyor bu hikaye.

İlaç kullanmayı bilmiyoruz!

Sosyal medyada gördüm:
Çok fazla çocuğu olduğu gerekçesiyle hastaneye başvuran adama doktor 'prezervatif!' diye bir ilaç yazmış. Elemanın ikinci şikayeti, ilacın çok zor yutulduğu.
Arkadaşa önerim şu oldu:
'Eline bir makas alıp ilacı ufak parçalara böl, öyle yut. Yararını göreceksin.'