Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Tren yolundaki dut ağaçlarının sahibi?
13 Haziran 2017 Salı, 07:26

Operatör doktor arkadaşım Ömer Akalın'dan enteresan bir mektup aldım. Buyurun okuyalım:
Mesaim bitip akşam üzeri eve döndüğümde hava uygun ise bisiklete binerek Bademli çevresindeki köyleri geziyorum.
Bursa- Mudanya eski tren yolu üzerinde yer alan Mürsel köy yolunda (TED kolejinin önü) ilerlerken önünde kazlar, tavuklar, hindiler olan bir evi tam geçmiştim ki, yol kenarında dut ağaçları gördüm. Bisikletten inip biraz dut yedim.
Sonra atladım bisiklete Ülkü köy üzerinden Yörükali köyüne vardım ve dönüşe geçtim.
Dönüşte söz ettiğim evin yanına geldiğimde, yolda 3 kişinin sohbet ettiğini gördüm.
Ve yanlarında durup 'Merhaba' dedim:
'Az önce buradan geçerken şu ilerideki dut ağacından biraz dut yedim, sahibi sizlerden biriyse bilgi vermek ve helalleşmek isterim.'
O an beni hem şaşırtan hem de duygulandıran bir şey oldu.
Üçü birden yana döndüler ve elleriyle işaret ederek...
'Bu yolun üzerindeki ağaçların sahibi bu kişi' dediler.
Gösterdikleri yerde bir direk vardı ve direğin üzerinde de...
Atatürk posteri asılıydı.



Daha sonra isminin Fehmi olduğunu öğrendiğim amca, postere bakarak devam etti:
'Evet oğlum, bu yolun üzerindeki her şeyin sahibi Atatürk'tür. Dolayısıyla herkes istediği kadar her meyveden yiyebilir. Helalliğe gerek yok.'
Şaşırdım, duygulandım, teşekkür edip ayrıldım.



Ertesi gün eşime 'Gel seni Atatürk'ün sahibi olduğu dutlardan yemeye götüreyim' dedim ve bu kez araçla yola çıktık.
Niyetim dut yemekten ziyade, Fehmi Amca ile sohbet etmekti.
Biz dut yerken Fehmi Amca geldi ve şu yeni bilgileri verdi:
Tren yolunu Fransızlar yapmış. Yol kaymasın diye de kenarlarına deli (yabani) dut ağaçları dikmişler. Kendisi yıllar sonra bu ağaçları aşılamış ve yenebilir dutlar böylece ortaya çıkmış.

-Depremde 'alo' denemiyor!

Deprem sırasında herkesin aklına ilk gelen ne?
Çoluğu- çocuğu nasıl etkilendi, durumları nasıl vs... Yani böylesi olağanüstü anlarda insan, bir alo demek istiyor, hissettin mi, o sırada neredeydin, ne yaptın falan...
GSM operatörü ismi vermeden söylüyorum, ben henüz 'herkesin telefonuna sarıldığı böyle anlarda' sağlıklı iletişim kurabilmiş değilim.
Acaba sadece bana mı böyle diye bir sondaj yaptım, neredeyse tüm arkadaşlarım aynı durumdalar!
Deprem ve/veya bir stada doluşmuş insan kalabalığı, fark etmiyor!


İnsanlar (misal gol olduğunda) aynı anda ellerini telefonlarına attıklarında, ekseriyet 'bu an'ı kimseyle paylaşamıyor.
Lafa gelince, kapsama alanıyla, teknoloji düzeyiyle, güçle- kuvvetle övünmeler.
İş başa düşünce, 'baz istasyonlarının kapasitesi yoğunluğu kaldıramıyor!' mazeretine sığınmalar.