Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Türbin yapacak başka yer mi yok?
31 Mayıs 2017 Çarşamba, 06:38

Kuşkusuz doğaya ve çevreye en az zararlı enerji, güneş ve rüzgardan elde ediliyor.
Bu önermeye itiraz edecek insanın aklından zoru olması lazım!
***
Pazartesi gününü veteriner hekim arkadaşım Ahmet Bülent Üçok'un daveti üzerine, İznik'e bağlı Kırıntı köyünde geçirdik.
Sadece Kırıntı değil, çevredeki köyler Kutluca, Candarlı, Hacıosman ve Elmalı, her biri adeta cennetten bir köşe.
Bu köyleri de içine alan bölge 'mikro klima' özelliği ile adeta paha biçilemez bir doğa harikası.
Bitki örtüsü nemli orman.

Çakaldan kurda, ayıdan engerek yılanına, aklınıza gelebilecek her türlü hayvanata ev sahipliği yapıyor. Başlıca ağaçlar, kayın, gürgen, meşe, sarıçam...
Kışın içtiğimiz sahlepin çiçeği de var bölgede, Karadenizlilerin 'komar' dediği orman gülü de.
Herhangi bir envanter çalışması yapılmamış ama orman, endemik (sadece o bölgeye özgü) türler açısından da çok zengin. Özetle biyolojik çeşitlilik olağanüstü.
Yani bölge florası (bitki örtüsü) ve faunası (hayvan topluluğu) ile paha biçilemez halde.
Bölge dediğim, Bursa, Adapazarı, Yalova, Kocaeli ve Bilecik arasında kalan bir büyük yeşilada!
(Yeşilliği ve iklimi nedeniyle Doğu Karadeniz'i andıran bu bölgeye İznikliler ve İzmitliler 'Acara!' adını takmışlar. Acara, Başkenti Batum olan Gürcistan'daki özerk bir cumhuriyet.
Söz ettiğimiz bölgedeki köylülerin çoğu, Gürcü zaten.)
***
Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği noktaya.
Efendim, 'sanki başka yer yokmuş gibi', rüzgar enerjisi işi yapan bir firma gelmiş bu bölgeye ve 50 küsur civarında RES (Rüzgar Elektrik Santralı) yapmaya soyunmuş.
Yazıyı detaya boğmamak için ÇED sürecine, bakanlığa sunulan projeye falan girmeye lüzum yok.
En başında dediğim gibi ne güneş enerjisine, ne de rüzgar enerjisine aklı başında kimse itiraz etmez.
Ama birader, neden gelip de bu doğa güzelliğinin içine etmeye çalışılıyor, bunu anlamak hakikaten mümkün değil.
Can alıcı soru da şu, bu aşamada:
'Memlekette kel, çorak ama rüzgarı bol arazi mi kalmadı?'
Neden kör gözüm parmağına bu güzelim doğa parçasına göz dikilir, neden buradaki habitata saldırılır, neden buradaki ekosistem yok edilmeye kalkılır, vallahi de billahi de anlamak mümkün değil.

NOT: Eloğlu RES'leri çorak arazilere yapıyor, şekilde görüldüğü gibi..

İzmit istemedi, İznik'te sayı arttı

RES türbinleri başlangıçta 113 adet planlanmış.
İlk etapta İznik'in payına düşen türbin sayısı 5-6 adetmiş.
Son revizyonla sayı 31'e çıkarılmış.
Projenin diğer önemli ayağı olan Kocaeli'nde muhtarlar ve belediye ormana zarar vereceği düşüncesiyle karşı çıkmışlar.
ÇED sürecinin, halkın bilgilendirildiği aşaması, çok hareketli ve hararetli tartışmalara neden olmuş.
Sonuçta Kocaeli Büyükşehir Belediyesi türbin dikilecek alanı 'ekoturizm alanı' olarak planlamış.

Köylü neden çevreci değil!

İşin enteresan ve tuhaf tarafı, 'cigerden çevreci olması gereken' köylü RES'ler konusunda hiçbir şey yapmıyor.
Oysa hiçbir menfaatleri yok bölgeye dikilecek RES türbinlerinden.
Biraz yollar düzelecek edebiyatı ile biraz da 'elektrikte dışa bağımlı olmayalım' tarzı milli duyguları gıdıklayan söylemlerle, ikna edilmişler.
Bu haliyle bölgeki sosyoloji adeta 'Entel Köy Efeköy'e Karşı' veya 'Bir Kastamonu Hikayesi: Manda Yuvası' filmlerindeki gibi.
'Güzelim ormandan başka RES türbini dikecek yer bulamadınız mı?' sorusunu soran kişi sayısı 2-3'ü geçmiyor.
Veneriner hekim arkadaşım Ahmet Bülent Üçok bu çelişkiyi şöyle açıklıyor:
'Şehirliler ayı deyince Ayı Yogi'yi hatırlar. Ya da çocukken yatağa birlikte girdikleri oyuncak ayılarını... Buralarda ise ayı demek, kırılan çitler, kaçırılan petekler vs demek. Yani şehrin sevimli ayısı, buradaki köylüler için düşman!'