Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Ya gözyaşı olmasaydı...
16 Temmuz 2017 Pazar, 01:41

Marş Mira Notları 3

3 günlük yürüyüş bitti. Tören alanına geldik ve anıtmezarlığın karşısındaki fabrika binasının önünde, bu yıl DNA tespitleri yapılmış 71 mevtanın tabutları ile karşılaştık.


22 yıl geçmiş üzerinden. Defin için DNA tespitinin yanı sıra yüzde 70 mi, 60 mı ne kemik şartı varmış. Her yıl biraz da esnetilen ve yumuşatılan. 5-10 sene sonra oran belki yüzde 99'a çekilecek ve sadece bir çene kemiği toprağa verilecek!
Gördüğüm 71 tabut, eller üzerinde değil, adeta parmaklar üzerine taşınıyordu. Rahmetlilerden geriye çok az şey kalmış demek ki diye düşündük ve...
Bu sahnede gözyaşlarımıza hakim olamadık.

Sonra tabutlar anıtmezarın içinde, aileleriyle bir kere daha buluştu, ertesi gün toprağa verilmeden önce. O tabloda da, insan olanın kolay dayanabileceği, serin durabileceği, soğukkanlılığını koruyabileceği bir resim yoktu.

Bir anne örneğin tabutun baş tarafını öyle bir okşuyordu ki, kuzusu o an kucağındaydı sanki.. Bir sağanak da bu sahnelerde koptu.

'İnsanlık öldü' müzesi!..

Az önce sözünü ettiğim fabrika binası 'sözde' BM tarafından 'sözde' güvenli bölge ilan edilmiş bir yer. (BM'nin çok iyi korunan nöbetçi kulübesi değil, devasa kulesi hâlâ ayakta!)

Katliamda başrol oynamış mekanlardan biri bu AKÜ fabrikası. Bugün müze olarak kullanılıyor. Barışsever Sırp halkını, utanıyoruz diye her yıl eylem yapan Siyah Giyen Kadınlar örgütünü, yakalayıp Lahey'de yargılanmasını sağlayan Sırp idaresini falan tenzih ederek söylüyorum...
Müze Sırp katillerin iğrenç yüzlerini sergileyen fotoğraflarla dolu. Bu satırların yazarı, düşmanlık üretmektense dostluğu büyütmek temalı neşriyatı benimseyen bir tabiatta olduğu için müzede gördüklerini kendine saklamayı düşünüyor. Sadece bir-iki tanesini söylemek gerekirse, adam aylarca çetele tutmuş, hangi gün ne kadar masumu öldürdüğüne ilişkin.

Veya bir başkası 'benim işim öldürmek ve bu iyi iş' diye yazmış duvara!. O ana kadar öldürdüklerinin sadece 'fragman' olduğunu söylemeyi de ihmal etmemiş. Yani, daha çok öldürecekmiş! (Midem kalktı vallahi!)

Üç nokta...

Katliamda kaybedilen insanların sayısı '8372...' demiştik ya.
Şekilde de görüldüğü gibi, sonuna 'üç nokta' konarak yazılıyor.
Bu, dahası var, dahası gelecek anlamına geldiği gibi, 'düşünün!' manası da içeriyor.


Düşündüm ben de, şunu düşündüm. Önümden yeşil yeşil tabutlar geçerken, anneler tabutların başını çocuk başı gibi okşarken, şunlar geçti aklımdan:
Ey emperyalizm! Veya adın her neyse!
Senin yatacak yerin yok!
Mikro milliyetçi dalgaları kaşıyıp ülkeleri bölen, onları zayıflatan, bir şey üretemez hale getiren, halkları birbiriyle çatıştırıp enerjilerini bitiren, onlara başta silah başka şeyler satmayı amaçlayan, dolayısıyla aslında kandan beslenen...
Bu ve benzeri katliamların sorumlusu sensin!
Allah bin türlü belanı versin!
Ve...
Yeter artık dünya! Yeter, gelsin artık şu barış.
Sadece Balkanlar'a değil, Kafkaslar'a, Ortadoğu'ya, her yere...
Anne- babalar çocuklarını değil, çocuklar anne babalarını gömsün artık.

Bursa şapkaları, tişörtleri...

İkram demişken bir hususu açmakta fayda var:
Bursa Büyükşehir Belediyesi çok sayıda tişört ve şapka dağıttırdı bize yürüyüş boyunca. Yürüyüşün neredeyse milli şapkası bizim Belediye'nin bir yanında Bosna- Hersek bir yanında Türk bayrağı olan beyaz şapkasıydı. Neredeyse herkesin kafasındaydı.
Defin töreninde katliama özel şişelenmiş su da dağıtan Büyükşehir takdiri hak etti.

Hatta bir Türk yolumu kesip fotoğrafımı çektiğinde sordum. 'Ne özelliğim var niye beni çekiyorsun?' diye. Adam bana, 'abi tişörtün ve şapkan için çektim. (Diğer belediyeler niye uyuyor) diye yayın yapacağım' dedi.

Sırp bölgesinde cami, Boşnak bölgesinde kilise görmek olası...