Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
'Yapma değil yıkma' belediyeciliği makbul
15 Şubat 2018 Perşembe, 08:44

Eskiden belediye başkanlarına 'ne yaptın?' diye sorarlardı. Kentler sıkıştı, adım atacak, nefes alacak yer kalmadı, şimdi moda soru: 'Nereleri yıktın, ne kadar yıktın?'
Osmangazi, bu soruya muhatap olacak tipik örnek.
'Sönmez Medya Buluşmaları' programında dünkü konuğumuz Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar'dı. Dündar, Muhacir Pazarı diye bilinen bölgede kamulaştırma ve yıkımların yüzde 95 oranında tamamlandığını, bölgenin gelecek yıllarda 'Osmangazi Meydanı' olarak işlev üstleneceğini anlattı. Alkışlıyoruz...
Ve, darısı 'Hanlar Bölgesi'nin başına diyoruz.
Orada yetkili Büyükşehir mi, Osmangazi mi bilmiyorum. Bildiğim, ben gazeteciliğe başladığımdan bu yana çok sayıda yerel politikacının 'Hanlar Bölgesi'nin açığa çıkarılması'ndan söz ettiğini hatırlıyorum. Herkes söz etti, ama kimse yapamadı. Doğrusu kimse yıkamadı.
Koza Han, Pirinç Han, Geyve Han, Emir Han, Fidan Han ve diğerleri, apartmanlar arasında sıkışıp kalmayı değil, tüm haşmetleriyle ortaya çıkarılmayı hak eden, tarihi sanat yapıları.
(Merhum Başkan Hikmet Şahin girişimde bulunmuş, hatta havadan çekilmiş fotoğraflar üzerinde çizim bile yaptırmıştı. Onun da büyük rüyasıydı.)
Bursa 'tarih şehri' olarak önemli bir destinasyon olacaksa, böyle bir amacı ve hedefi varsa, Hanlar Bölgesi'nde sadeleştirme yapan politikacı, -işte buraya yazıyorum- mutlaka tarihe geçecek.

14 Şubat uyanıkları...

Bursa merkezde normal bir günde ortalama 35 çift nikah masasına otururmuş. Dün 'Sevgililer Günü'ydü ya, sayı 80'e ulaşmış. Birilerine hediye almak zorunda olunan böyle günlerde girdiği aşırı stresten çıkamayıp neredeyse ruhunu teslim edecek bir arkadaşınız olarak söylüyorum:
Konu tamamen erkek tarafının uyanıklığı!
Olay tamamen evlilik yıldönümü ile Sevgililer Günü'nü birleştirip hediye sayısını sadeleştirmek (2'den bire!) amaçlı bana göre...

İnternet ve yan bakma!

Haber toplantısında haber müdürü arkadaşım Bilgehan Hacıoğlu gündemi sıralarken konuşmaya şöyle başladı:
'İnternet kafede çıkan yan baktın kavgasında...'
Haberin gerisi önemli değil.
İnternet kafe, bugünün mekanı.
Yan baktın kavgası ise neredeyse taş devri!
Belki de yerkabuğunun henüz soğumadığı günlere kadar gider tarihçe.
Netice: Çok üzgünüm çünkü, bir ölü var olayda, bir kişi de hapiste.

'Kast'ı aşan hareketler!

Tarih dizileri yapıyorsunuz. Bari biraz gerçekçi olun.
Fatih Sultan Mehmet'in hayatını anlatan dizi başlıyor Kanal D'de.
Adı, 'Mehmed, Bir Cihan Fatihi'
14 yaşında ilk kez tahta çıkmış, Balkanlar'daki karışıklık üzerine babası 2. Murat'ı yeniden tahta davet etmiş ve bu daveti yaparken, 'Baba, sen padişahsan şu tehlikeli anda ordunun sana ihtiyacı var. Gel geç başa. Yok eğer ben padişahsam sana emrediyorum geç ordunun başına' diyecek kadar 'büyük'.
14'te böyle.
İkinci kez tahta oturduğunda 'Ya istanbul beni alacak ya ben İstanbul'u dediğinde 18 yaşında.
Ulubatlı Hasan surlara bayrağı diktiğinde, yani İstanbul'u aldığında ise sadece 21 yaşında.
14, 18 ve 21 yaşlarında, üç mühim tarihi aksiyona imza atmış Fatih!
Peki, bu tarihi kişiliği canlandıran Kenan İmirzalıoğlu kaç yaşında?
Kırkdört! (Sayıyla 44) Neresinden bakarsan bak, bu sayının içinden 2 tane 22'lik Fatih çıkıyor.
Sadece burnu benziyor diye de 'kast' yapılmaz ki hocam?