Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Yarım umre sayılır!
15 Nisan 2018 Pazar, 08:27

Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde umre yolculuğu için bir firmaya başvuran 68 kişi, kutsal topraklara gitmek için yola çıkartılıp, Gaziantep ve Şanlıurfa'da gezdirildikten sonra tekrar ilçeye getirilmiş.
Biliyorsunuz, hacı olmak için hac zamanı gitmek gerek kutsal topraklara.
Diğer zamanlarda gidildiğinde bu ziyaretin adı, umre!
Önce, ülkedeki kimi vilayetlere diğerlerine oranla daha bir 'kutsiyet' atandığına ilişkin 'yarım umre' geyiğine girelim. Aramızdan birileri Konya'ya, Urfa'ya gittiğinde demez miyiz, 'Ooo yarım umre sayılır!' diye. Üçkağıtçı firma da bu kafadan gitmiş belli. Adam başı 690 dolarını iç ettiği Müslümanları Balıklıgöl'e götürüp en azından 'yarım umre' yaptırdığını düşünmüş. Küçümsemeyin! Urfa da Urfa yani: Adı üzerinde, 'Peygamberler Şehri!'
Öte yandan, tek bir konuda değil, türlü çeşitli konularda 'enayi sektörü' diye bir sektör var bu ülkede ve... Kimin nerede ne zaman ne şekilde dolandırılacağı hiç belli olmuyor.
Öyle değil mi sizce de.

Amiral niye battı!

Bazı şeylerin fiyatı olmaz. İktisattaki değer teorisi bunları 'Paha biçilemez' diye tarif eder.
Misal kaşıkçı elması!
Konu iş yaşamıysa, her şeyin bir fiyatı olur.
Satarsınız- satmazsınız ayrı konu.
Aydın Doğan ve Doğan Medya böyle ifade edilebilecek bir ikiliydi.
Ve Doğan Medya'nın değil, tüm basılı yayınların 'amiral gemisi' olduğu söylenen Hürriyet gazetesi de bu ikilinin gözbebeğiydi. Şimdi bakıyoruz da, amiral battı!
Vakti zamanında birçok defosu olsa da (Kanlı 1 Mayıs'ın sol fraksiyonların arasındaki çatışma imiş gibi göstererek 'Allah belanızı versin!' manşeti misal bunlardan biri ve başlıcasıdır) Hürriyet gerçekten, doğru, ciddi ve güvenilir haber almak isteyenlerin 'görece' de olsa başvurdukları kaynaklardan biriydi. Kumaşı, iyi-kötü gazetecilikti.
Tüm medya varlığını satan, bununla yetinmeyip kitap kırtasiyenin 'amiral'i 'D&R'ı da Sabah gazetesine satan Aydın Doğan, satış sırasında Demirören'e, 'Hürriyet'in kumaşıyla fazla oynamayın' dediğini söylemiş. Nerede? Frankfurt'ta.
Hürriyet Avrupa çalışanlarıyla vedalaşırken...
Ve ettiği şu lafları da ilerde basın tarihi yazacaklar lütfen not etsin:
'Veda konuşmalarından çok etkilendim. Kendime çimdik attım, ağlamayayım diye. Ağlamadım ama içim kan ağladı...'
Yazıya, 'bazı şeylerin fiyatı yoktur, değer teorisi' falan gibi laflarla niye başladığımı dikkatli okur sanırım çok iyi anladı. (Sahi, Aydın Doğan'ı bu satışa kim zorladı?)

Al maçı, çıkar korkuyu!

32. hafta Fener'le Kadıköy'de, 33. hafta Trabzon'la Bursa'da, 34. hafta da Ankara'da Gençler'le oynayacağız. Bana sorsan 9 puan alırız bu 3 maçtan derim (inanç meselesi!) ama sanırım benden başka kimse bu üç maça 'çantada keklik' gözüyle bakmıyordur Bursa'da.
Öyleyse 29, 30 ve 31'inci haftalara bakalım. En acil ve zaruri puan haftaları bunlar çünkü.
Bugün Göztepe maçı var İzmir'de. Puanı aldın aldın alamadın, sorma 'çanlar kimin için çalıyor' diye. Senin için çalıyor bu tehlike çanları çünkü. Akabinde Karabük'te Kardemir maçı var. Kardemir geçen hafta Antalya maçında gösterdi ki, 'düşmüş takım gibi' değil. Çıkıyorlar, çatır çatır oynuyorlar. Kafadan asla 3 puan yazamazsın o maça da. Ve bir dana varsa ortalıkta, kuyruğu büyük ihtimal içerdeki Konya maçında kopacak. 3 değil, 6 değil bence 9 puanlık maç olacak o.
Ama işi sona bırakmamanın, 'korkulu rüya görmektense uyanık yatma'nın, 'sen işini kış tut yaz olursa ne ala'nın maçı, bugünkü Göztepe maçı.
Puansız dönme de, nasıl dönersen dön, uzun lafın kısası.