Ali Genç

Ali Genç

aligenc@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
İşitmedin mi?
23 Nisan 2017 Pazar, 07:08

Çoğumuz günlük hayatımızda rast geliriz... Otobüste, metroda, yolda yürürken, kafede otururken... Birbirleriyle el işaretleriyle konuşan, anlaşan, gülen, eğlenen ve kendi hayatlarını, bizim dünyamızda ayrı bir dünya olarak yaşayan bireyleri... Peki, kim bunlar? Tabii ki işitme engelliler...
İşitme engelli bireyi anlamak için önce işitme kaybının tanımını yapalım... Bireyin işitme duyarlılığının onun gelişim, uyum özellikle de iletişimdeki görevlerini yeterince yerine getirememe halidir. Bunu yaşayanlara işitme engelli diyoruz. Teknik tanımına gelecek olursak... Bir bireyin işitme eşik düzeyinin, herhangi bir frekansta odyogram (insanların farklı sesleri en az duyabildikleri şiddet seviyesini gösterir) üzerindeki sıfır eşiğinden belirli derecede sapması, işitme kaybını gösterir. İşitme testi sonucunda belli bir bireyin aldığı sonuçlar, kabul edilen normal işitme eşiklerinden belirli derecede farklı olup; bu kaybın derecesi, bireyin dil edinmesine ve eğitimine engelleyici derecede ise işitme engelinin varlığından söz edilir.
Yani etrafımızda var olan, varlığını bildiğimiz ama görmezden geldiğimiz, akrabamız, arkadaşımız ya da hiçbir şeyimiz olan bu insanlar. Duymadıkları için konuşma güçlüğü çekiyorlar ve sosyal hayatta sağlıklı bireylerle iletişim kurmakta oldukça zorlanıyorlar. Bu zorluklardan dolayı kendilerini sosyal hayattan soyutluyorlar. Her birey gibi ihtiyaçlarının diğer insanlardan hiçbir farkı yok. Hastane, okul, banka, noter, adliye vs. her yerde işleri olan bireyler...
Onlar, ikincil bir engelli yoksa fiziksel olarak herkes kadar sağlıklı ve hareket özgürlüğüne sahip oldukları halde her yere bir refakatçi ile gitmek ve dertlerini anlatmak zorundalar. Neden? Kurumlarda işitme engelli tercümanın bulunmayışı, kurumların elemanlarına bu eğitimi aldırmamaları, kısacası, görmezden gelinmesi, ihmal edilmesinden dolayı. Sayısı çok az olmakla birlikte bu duyarlılığı gösteren kurumlara teşekkür etmeden geçemeyeceğim. AS TV'de konuk ettiğim Şirince İşitme ve Konuşma Merkezi yetkilileri, Psikolog Ayça Yeniceli Gülan ve İşitme Engelliler Tercümanı Gökçe Çayır en önemli konunun; erken tanı ve eğitim olarak söyledi. Erken müdahale edildiğinde ilerleyen dönemde işitme engelliliğin, buna bağlı olarak işaret dilinin ortadan kalkacağını söylemeleri oldukça heyecan verici. Çeşitli cihazlar sayesinde, hafif, orta ve yüksek düzeyde işitme kaybı ortadan kalkıyor. Bu cihazların en önemlisi biyonik kulak olarak nitelendirilen koklear implant...
Cerrahi müdahale ve özel eğitimle birlikte en hassas sesleri bile duyup, bununla birlikte konuşan bireyler için ulusal bir program başlatılmalı ve en kısa sürede hayata geçirilmeli. Toplum olarak genelde gözlük kullanan bireylere garip bakışlar ve söylemlerde bulunmuyoruz. İşitme cihazı kullanan bireylere de aynı şekilde davranılması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Olumsuz tutumların, işitme engelli bireyi buhrana kadar götürebileceğini aklımızdan çıkarmamalıyız.
İşitme engellilerin ailelerine de seslenmek istiyorum. Çocuklarınızın özel eğitim süresini, lütfen özel eğitim uzmanlarına bırakın. İnanın ne kadar çok eğitim alırlarsa o kadar daha iyi duyup, konuşacaklar. Konuşmaları geliştikçe, özgüvenleri artacak ve sosyalleşecekler. Bağımsız, kendilerine yeten ve üreten bireyler olarak sorunlu değil, sorumlu bireyler olacaklardır.