Ali Genç

Ali Genç

aligenc@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
'Kaynaştırma' eğitim, fırsat eşitliğini bozamaz
11 Şubat 2017 Cumartesi, 04:53

Kaynaştırma... Bu kelimeye çoğumuz yabancıdır aslında. "O da ne ki?" diyebilirsiniz. Nerede, kim için kullanılır? Bu terim, Türk eğitim sisteminde engelli çocukların, 'normal' diye tabir ettiğimiz yani engeli olmayan çocuklarla aynı okulda ve şartlarda fırsat eşitliği verilerek eğitim alması anlamına geliyor.
Geçen haftaki 'Eğitim şart' başlıklı yazımda eğitimin engelli bireyler üzerindeki etkilerinden bahsetmiştim. Bu konuda en büyük destekçim olan özel eğitim öğretmeni Aslı Doğan, Bursa'da yaşanan bir olayı benimle paylaştı. Bu olayı anlatmam gerektiğini düşündüm ve sizlerle paylaşıyorum.
Otizmi olan bir öğrencimiz, Rehberlik Araştırma Merkezi'nden aldığı yönlendirme kararıyla kaynaştırma eğitimine uygun olarak bir ilköğretime yerleştiriliyor. Zaten hafif derecede zihin engeli, hafif düzeyde otizmi olan veya ek engeli olmayan görme engelli çocuk için kaynaştırma eğitimi almaya uygun yerleştirme yapılır. Çocuğun içinde bulunduğu toplumdan soyutlanmadan eğitim alması amaçlanır. Ancak söz konusu otizmli öğrencinin yanında oturan diğer çocuk, başka sırada üç öğrenciyle oturmaya başlar. Otizmli çocuk da tek başına en arka sırada oturmaya başlar! İşin asıl ilginç yanı şu ki, ilk yerini değiştiren çocuğun annesi çocuk doktoruymuş. Öğretmenden rica etmiş o da doktor hanımı kırmamış ve isteğini hemen yerine getirmiş sağ olsun! Mağdur olan çocuğun ailesi ise sesini bile çıkaramamış bu durum karşısında...
Benim bizzat yaşadığım bir başka olayı da yine bu konuda ibret olsun diye sizlerle paylaşmak istiyorum. Öğretmenlik yapan bir arkadaşım, az gören görme engelli öğrencisi ile iletişim kuramadığını söyledi. Ben de "Hocam, bu çocuk görme engelli ve akli melekeleri yerinde. Dili de dönüyor. Hiç konuşmayı denediniz mi? Soru sorup cevap alamadığınız zaman oldu mu?" dedim. Öğretmen ise "Hayır, ama derse katılım konusunda sıkıntı yaşıyorum" dedi. Fırsat eşitliği vereceksiniz hocam! Tahtaya yazın dediğinizde o çocuk, görüp bir şey yazmaz. O zaman sesli olarak ya siz, ya da öğrencilerinizden her gün gönüllüler oluşturarak okuyup yazmasını isteyeceksiniz. Sınavlarını büyük punto ile yazarak yapacaksınız. Betimleme yaparak, tahtayı veya materyali anlatacaksınız. Gerekirse dokunup tanımasını sağlayacaksınız. Grup çalışmaları yaparak özgüven konusunda ve kendini ifade etme konusunda arkadaşlarından yararlanmasını sağlayacaksınız. Teneffüste sınıfta oturtmayıp arkadaşlarıyla birlikte veya tek başına dışarı çıkmasını sağlayacaksınız. Dikkatinizi çekmek istediğim bir konu var. Bu çocuğumuz, aradan geçen bir yıldan sonra bu dönem görme engelli kardeşimiz dönem birincisi oldu. Tohumken kaybedilecek koca bir çınarı yitirmiş olabilirdik!
Peki, görme engelli çocuklar için kaynaştırma sınıfları ne durumda? Ek engeli olmadığı için, ikamet ettiği bölgede bu sınıflara yerleştirilen çocuklar ne şartlarda eğitimden eşit oranda fayda sağlayabilirler? Öğretmen 'braille', yani kör alfabesi bilmiyorsa çocuğa bu eğitimi nasıl verecek? Okuma-yazma olsun, bağımsız hareket ve yönelim becerilerinin eğitimi olsun... Eğitim ve öğretimde ne derece verimli olacak? Hadi eğitim verilmemiş olabilir... Özel eğitim öğretmeni de olmayabilirsiniz. Bu çocuklar için kendinizi geliştirmek adına ne yapıyorsunuz? Bir gayret gösteriyor musunuz?
Sizleri biraz empati kurmaya davet etmek istiyorum. Engelli olmak, bulaşıcı değildir. Aslında önemli olan, düşüncelerimizin engelli olmamasıdır. İşe önyargılarımızdan sıyrılıp engelli çocuğu olan aileleri ve çektikleri sıkıntıları anlayarak başlayalım. Söz konusu aileleri ve çocuklarını toplumdan dışlamak yerine onlarla kaynaşarak, insan olmanın gereklerini yerine getirebilmek mümkün olur. İşlerini iyi yapanları ayrı tutuyorum.. Zaten bu yazı, onları tenzihen yazılmıştır. Sadece damdan düşenler halden anlamamalı. Eğitim, her bireyin alması gereken haktır. Kaynattırmadan tam kaynaşmayı sağlayalım.