Ali Genç

Ali Genç

aligenc@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Onun arabası var hocam!
09 Eylül 2017 Cumartesi, 08:50

Bir sosyoloji profesörü geçtiğimiz günlerde twitter hesabından "Engelli aileler daha lüks arabalar alıyor ve devlet hepimizden aldığı vergiyi onlardan almıyor. Bu adalet değil" diye yazdığı gönderi, tüm engel gruplarından ve engelli bilincine sahip duyarlı vatandaşlarımızdan büyük tepki ile karşılaştı.
Araya bayram girdiği için bu konuyu bu hafta ele almak kısmet oldu. Öncelikle ÖTV'siz engelli aracı alımı ile kısa bilgi vereyim... Başta her yüzde 40 ve üzeri engelli raporlu birey, araç alma hakkına sahip değil. Manuel vitesli aracı bedensel engeli nedeniyle kullanamayan kişilerin engeline uygun yapılmış otomatik araç alma hakkı olanlar ile yüzde 90 ve üzeri engelli bireyler, motor hacmi 1600 cc altında araç alabilirler. KDV, sigorta vb. vergilerin hepsi ödeniyor. Bu araçların satışı için 5 yıl bekleme süresi, kullanımı konusunda ciddi yaptırımlar var. Kısacası elini sallayan ÖTV'siz araç alamıyor.
Ülkemizde engellilik bilincinin yokluğundan, ulaşılabilirlik, erişebilirlik, fırsat eşitliğinin eksikliğinden bahsedip, bu konuları herkesime anlatmaya çalışıyoruz. Kendi çevresinde engelli olan kişilerin haricinde çok küçük kitle bu bilince sahip. Sosyal yaşama katılmak, günlük hayatını kolaylaştırmak için tanınan kanuni hakları, çevresel ve düşünsel zorluklara rağmen çok küçük bir azınlık tarafından yararlanabilen engellilerin hakkını 'adaletsizlik' olarak gören profesörün, tepkiler sonrasında konunun sosyal medyada kendisine linç girişimi yapıldığına kadar getirdi. Son olarak yapılan paylaşım, amacını aştığını ve engellileri üzdüğü için özür açıklaması geldi. Haklı olarak özür kabul edilmedi ve tepkiyle karşılandı.
Ülkemizde son zamanların en popü-ler(!) davranış şekli: yap-et, tepki gelince özür dile, 'Bilemedim, yanlış anlaşıldım, sözlerim çarptırıldı' de ve affedil... Oh ne âlâ memleket... Yok öyle! Yapılan bir yanlış varsa medeni kuralar içerisinde bedeli ödenmeli, kabahatin bir karşılığı olmalı. İnsanların canını yakıp 'Pardon' demekle olmuyor. Bir yaptırımdan sonra özrün kabulü istenilecek.
Evinin penceresinden dışarı bakmakla yetinen bireyin parka gidememesinden bahsetmiyorsunuz. Çünkü bunu dert etmiyorsunuz. Ama "Onun arabası var, ÖTV' siz" demesini biliyorsunuz. Engellilerin de vergisini verdiğini, üretime katma değer katığını göz ardı ediyorsunuz.
Amcası profesör olan, o unvanın değerini çok iyi bilen ve onun yaptığı çalışmalarla gurur duyan birisi olarak kişiler akademik unvanları alabilir ve bunun için kendi adına çok çaba gösterebilirler. Önemli olan o unvanı alırken ve aldıktan sonra genel olarak faydalı işler yapabilmek, iyi niyetle çalışmak ve topluma ışık tutup doğru yönlendirmektir. Aksi durumda o unvan, ayaklar altına alınır.
Klişe sözlerimizden birisi "Asıl engel, düşüncedeki engeldir." Arabasını, engelli rampasının önüne koyan vatandaş ile hocamız arasında hiçbir fark göremediğimi belirteyim. Medeni toplumların en büyük göstergelerine dikkati çekmektir. Engelli bireylerin sosyal hayatın içerisinde aktif olarak, rahat hareket edip, günlük hayata entegre, iç içe yaşayabilmesi, sokakta, caddede, kafede 'arabalı, sandalyeli ya da yaya' görünebilmesidir. Bu sorunları çözdükten sonra hep beraber "Onun arabası var. Güzel mi, güzel" diyebiliriz...