Ali Genç

Ali Genç

aligenc@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Organ bağışı
18 Mart 2017 Cumartesi, 04:49

Ölüm, her insanın yıkıma uğradığı değişmez bir gerçektir. Öyle ölümler vardır ki kendinden sonra birçok hayatın devamını sağlar. Peki nasıl? Elbette 'organ bağışı' ile... Bursa, organ bağışını 'imparator' diye de seslendiğimiz merhum Şemsettin Şen ile tanıdı. Rahmetli Şen, bu konuda insan üstü çaba göstererek duyarlılığı artırdı. Bu sayede Bursa, organ bağışında ülkemizde birinci sırada yer aldı.
2000'li yılların başlarında başlayan bu çalışmalardan sonra, ne kadar yol aldık?
Bursa Böbrek Hastaları Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (BÖBDER) Başkanı Haluk Akın'dan aldığım veriler beni oldukça mutlu etti.
Bursa bölgesi, organ nakli konusunda son 3 yılda elde ettiği başarıyla Avrupa'da birçok ülkeyi geride bıraktı. Milyon nüfus başına düşen kadavra donör sayısını (PMP) son üç yıl içinde Türkiye ortalamasının üzerine çıkararak geçen yıl 22'ye ulaştıran Bursa bölgesi, İngiltere, Norveç, Hollanda ve Danimarka gibi ülkeleri geçmenin gururunu yaşıyor.
14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle ilimizde yapılan ödül töreninde Bursa, Balıkesir, Yalova, Çanakkale, Bilecik ve Düzce illerinin yer aldığı Bursa Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Yavuz Selim Çınar; bölgelerine bağlı olarak 2 böbrek, 2 karaciğer nakli merkezi ile 2 göz bankası bulunduğunu belirtmiş.
Şimdilik bizi tatmin edebilecek veriler elbette. Bu merkezlerin çoğalması, bölgesel olmaktan ziyade yerel merkezlerle daha hızlı ve taşınmadan bu hizmetin sağlanması temennimiz. Merkezlerin çoğalması, o illerdeki organ bağışı sayısının artmasına bağlı olacaktır.
Verilere baktığımızda 2014-2016 arasında Bursa Bölge Koordinasyon Merkezi'ne bağlı bölgelerde 258 canlı, 319 kadavra vericiden olmak üzere toplam 577 böbrek nakli; 89 canlı, 176 kadavra vericiden olmak üzere toplam 265 karaciğer ve 296 hastanın da kornea nakli yapılarak toplamda bin 138 hastaya yaşam umudu olunmuş. Bu nakillerin sayısını önemsiyoruz ancak nakil bekleyen hastaların sayısına bakıldığında sonuç, maalesef devede kulak kalıyor.
Türk milleti olarak yıkılması zor tabularımız vardır. En çok günahtan korkarız. Ama ne olursa olsun inancımız konusunda kararlı olmaya özen göstermeye çalışırız. Organ bağışı konusu da bunların başında geliyor. 'Dinen sakıncalı', 'Organlarımı inancı olmayan, dinimin gerekliliklerini yerine getirmeyene gidip gitmeyeceğinden emin olamam' ya da 'Allah vücudumu bir bütün yarattı. Tekrar öyle gömülmeliyim' gibi geleneksel bahanelerle öteleriz bu durumu. Oysa ki Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ve din adamlarımızın verdiği fetva ile organ bağışında hiçbir sakınca yoktur.
Organ bağışı konusunda Bursa'da, merhum Şemsettin Şen'in açtığı yolda yürüyen, BÖBDER var. Kıymetli Başkan Haluk Akın ve dernek gönüllüleri, konunun önemine binaen organ bağışını gündemde tutmak için çabalıyorlar.
Teknik olarak, uzman kadro olarak eksiğimiz olmadığı bir yapı ile yeni umutları canlandırıp yaşatmak adına her evden en az bir kişiyi organ bağışı yapmaya davet ediyorum.
Ayet-i kerime de belirtildiği gibi 'Her kim bir can kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur.' O zaman ne duruyoruz? Gerekeni yapmak için bahaneleri ortadan kaldırıp, organlarımızı bağışlayalım. Öldükten sonra da yaşayalım....