Barış YALIM

Barış YALIM

barisyalim@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Titredik
07 Haziran 2017 Çarşamba, 07:57

Tarihi bir haftayı geride bıraktık.
Neler yaşandı kısaca perde arkasına bir bakalım.
4 gün öncesinde Ordu'ya gidildi, herkesten uzak olunmak istendi, basın mensupları dahil uçağa ve antrenmana kimse alınmadı.
Antrenman basına kapatılırken, Bursaspor TV'den naklen yayınlandı. Yine basına fotoğraf çektirilmezken, resmi site fotoğrafları tabiri caizse patır patır geçti. Ordu'ya giden basın mensuplarından önce klavye başındaki insanlar bol bol paylaştı görüntüleri ve fotoğrafları.
Garip garip harekteler, birilerine hoş görünmek için kendilerini parçalayan insanlara da şahit olduk.
Takıma gelecek olursak, futbolcuların hepsi stresliydi. Bazı futbolcular o kadar stresliydi ki teleferikten korkup yöneticilerin arabası ile otele gidiyordu.
'Ya bana bir şey olur da takım küme düşerse' diye korkuyorlardı her halde!
Maç gününe geldiğimizde 33 hafta göremediğimiz insanları da gördük. Tabii yanlarında gelen şakşakçılar da cabası. Bursaspor'la uzaktan yakından alakası olmayan insanlar, takım gol atınca havalara zıplıyor, menfati olan kişiye şirin gözüküyordu.
Her zaman söyledim, söyleyemeye de devam edeceğim. Kimse Bursaspor'u kendi menfaatı için kullanamaz. Herkes için geçerli bu. Hala kullanılmaya devam ediliyor.
Neyse onları da geçelim.
Maça gelelim...
Trabzon'a gittiğimizde taraftarından, yöneticisine, futbolcusundan, basın mensubuna herkes titriyordu. Birçok kişi ilaç kullanıyor, bu yüzden oruç tutamıyordu.
Düşünebiliyor musunuz, taraftarlar Bursa'dan Trabzon'da otobüste ayakta geliyor. İnsan, annesini, babasını görmek için dahi bunu yapmaz. İşte o taraftarlar geldi Trabzon'a...
Evinin bahçesinde oynanan karşılaşmaya gitmeyen Rizespor taraftarı gibi değil yani.
İşte o taraftarın muhteşem desteği ile maç başladı. Öncesinde kaptan Ömer Erdoğan çok güzel bir söz söyledi: "Barış, biz iyi günde değil, kötü günde takımın yanındayız. İnşallah bugün güzel bitecek ve her şey yoluna girecek". Kaptanı tekrar takımı orada yalnız bırakmadığı için kutluyorum.
Karşılaşmanın ilk 45 dakikasında gol yoktu, ancak Rize'nin öne geçtiği haberi moralleri bir nebze olsun bozdu.
İkinci yarıda gelen Trabzonspor'un golü herkesin bir anda çökmesine neden oldu ancak Mustafa Er yönetimindeki Yeşil Beyazlı futbolcular bu sezon ilk kez, 'Hayır pes etmek yok' dedi.
Artık elimdeki fotoğraf makinesini de bırakmış maçı izlerken, Jorquera adeta bana mesaj yolladı, 'Çek bakalım güzel bir karemi' dercesine attı golü.

Hemen peşinden Batalla geldi...
Şampiyonluk golünde bu kadar sevinmemişti. Sercan'la birlikte üstüme koşunca aklımdan, 'Barış, bırak fotoğraf makinesini sarıl topçulara' diye geçti. Ama o anda duygulardan önce meslek bir adım daha öne geçince bastım deklanşöre defalarca.

Futbolcular ağlıyor, taraftar çılgınca seviniyordu. Bizim tüylerimiz diken diken. Maçın temsilcisi geldi, gözleri dolmuş vaziyette. 'Ben böyle bir ortam görmedim. Bugün ne yaparsanız yapın görmeyeceğim' dedi. Bunu da söyleme sebebi, Bursaspor'u hiçbir yerde yalnız bırakmayan bizlerin deli gibi sevinmesiydi.
Maç sonunda Bursaspor kümede kaldı. Taraftar, futbolculara bu sezonun son protestosunu yaptı ve, 'Bizleri âleme rezil ettiniz' dedi.
Haklılardı da.
Otobüste 20 saattlik yolu ayakta gelen ile milyon Euro'ları cebine indirenler arasında küçük bir fark olmalıydı. Şampiyonluk yaşamış bir kulüp bu hallere gelmemeliydi.
Geçmiş, geçmişte kaldı. Şimdi önümüze bakalım. Hatalardan ders çıkarılacak mı çıkarılmayacak mı onu tartışalım.