Bursa Hakimiyet

Ben bu yaz neredeydim?

Herkesin merak ettiği konu şu: “Bu takım neden hazır değil!”
Biz bu yaz neredeydik?
Montreal’de değildik elbette!
Windischgarsten’da sıkı bir çalışma gerçekleştirildi. Her yönden iyi bir kamp, iyi bir çalışma ortamıydı.
O günden bugüne ne mi değişti?
Hiçbir şey.
Takımın gücü kuvveti bu çünkü...
Aylardır geçiş yılı, maddi sıkıntılar, batıyoruz, oyuncu satmamız lazım, nasıl olacak, ne yapacağız? diye bir çok açıklamaya, muhabbete şahit oldum.
Şener Şen’in Olimpiyat madalyası kazanacağına inandığı Hababam Sınıfı’na, sorduğu, “Ben bu yaz neredeydim?” sorusuna ‘Gaziantep’ cevabı vermeye gerek yok.
Herkes neyin ne olduğu, kimin ne seviyede olduğunu, kulübün ne halde olduğunu biliyor.
Ligin henüz 2’nci haftası ve maçın 35’inci dakikasında Timsah Arena’da ıslıklar yükseliyor!
Oyun, oyun muydu?
Hayır.
Takım iyi miydi?
Hayır.



Bursaspor’a yakıştı mı?
Hayır.
Hocanın tercihleri doğru muydu?
O da tartışılır.
Ancak kafamızı kuma gömerek eleştiri yapmaya da gerek yok.
Daha önce de dediğim gibi bu sezon takım kurulurken, kulübün geleceği düşünülerek kuruldu. Sportif anlamda bir başarı beklemek, milli piyangodan büyük ikramiyenin çıkmasıyla eşdeğer...
Şu anda “Eyvah bu sene bize büyük ikramiye çıkmayacak mı?” telaşı var.
Eğer çıkabileceğine inanıyorsanız sonuna kadar herkes istediğini yapsın bu kulübe.
Bir de anlamadığım şu var...
“Gel dedin geldik, kombine al dedin aldık, forma al dedin aldık. Bu mu mükafatı?” deniyor.
Eğer bu yapılanlar hocanın, başkanın veya ‘X’ birisinin demesiyle yapılıyorsa, “Yandı gülüm keten helva”
Benim bildiğim Bursaspor taraftarı, Türkiye Kupası finalinde Fenerbahçe’den 3 yiyen takımını deliler gibi destekleyen, Manchester United karşısında sahada gösteremediği varlığı tribünde katbekat sergileyen bir topluluktur, öyle de kalacaktır.