Bursa Hakimiyet

Dram!

Bursaspor köy takımına elenmiş kimin umurunda… Hâlâ şov peşinde koşan insanlar, hâlâ Bursaspor’u kemirmek isteyen şahıslar ve amatörün de amatörü yönetim anlayışı devam ediyor.
Tiflis’te neler yaşandı isterseniz tüm çıplaklığıyla ortaya dökelim.
Bursaspor Kulübü’nün rakip teknik adama tercüman bulamamasından doğan sıkıntı 1500 km’ye kadar taşınmış. Şenol Güneş’e de aynı muamele yapıldı ve sinirler maçın başlamasına 24 saat kala gerildi.
Güneş’in farklı sıkıntılarının da olduğu gözlense de olay bundan ibaret.
Bursaspor Başkanı Recep Bölükbaşı da Tiflis’e gergin giden isimdi.
“Sayın başkan röportaj yapabilir miyiz?” sorumuza yanıt dahi vermeyen Bölükbaşı, halbuki bizi değil Avrupa maçı öncesi kendisinden bir açıklama bekleyen taraftarı cezalandırdı.
Belki de Bursaspor Dergisi’nin bu ayki sayısında çıkan 100’ü aşkın fotoğrafından sonra biraz kendisini özletmek istedi.
Bilemeyiz!
Maça gelecek olursak, Bursaspor’un kadrosu, değil Avrupa, Asya, Amerika, Afrika, hiçbir kıtanın organizasyonuna katılacak cinsten değil.
Geçen sezonun sonlarına doğru söylemiştim, Bursaspor’un Avrupa’ya katılamayacak olmasının iyi tarafları da var diye. “Böyle bir kadro ile Avrupa’ya katılsan ne olur katılmasan ne olur?” dedik.
Katılmamak en azından rezil olmanın önüne geçecekti. Lig öncesi morallerin bozulmamasını önleyecekti.
Ama ne oldu ne bitti yine Avrupa’ya katıldık.
Tatili erken kesilen futbolcuların üzüntüleri ile birlikte bu serüven başladı.
Peki neler yaşandı Chikhura Sachkhere maçında…
Maç başladı ilk ettiğimiz söz eğer bu takıma elenirsek o da penaltılar sonucu olurdu.
Bunu bizden önce düşünen Şenol Güneş kamp boyunca takıma penaltı çalıştırdı. Açıkçası benim düşüncem ilerleyen turlarda belki de play-off’ta böyle bir duruma önlem alıyordu Şenol Güneş.
Biz izlemedik tabii Chikhura Sachkhere’yi. Tecrübeli teknik adam bir köy takımından daha mı üstte görmüştü Gürcü temsilcisini acaba? Ya da Bursaspor’un kadrosunu mu gözünde küçülttü?
Bunu da bilemeyiz.
Sonuç olarak bu takıma 210 dakika gol atamıyorsun, üstüne penaltılarda, dram filmi izleyen insanları güldürmeyi de başarıyorsun.
Valla helal olsun.
***
Maçın sonu ise tam bir trajikomedi…
Önce futbolcular birbirine girdi, ardından taraftarlar son olarak da biz basın mensupları…
Yenildiğimiz takımın ne kadar aşağı bir takım olduğunu o zaman daha da anladık.
Dünya Kupası finalini kazanmışçasına bir sevinme, üstüne düşmanın düşmana yapmayacağı hareketler ve muameleler.
Şenol Güneş’in esip gürlediği basın toplantısının öncesinde Gürcistan basın mensupları ve kendini bilmez şahıslar bizim görüntü almamızı engellemeye çalıştı.
Chikhura ve Gürcistan tezahüratları da cabası.
Ve en son bardağı taşıran hareket, darp…
Yaptıkları çirkeflikler bununla da sınırlı kalmadı 4 saat statta kilitli kaldık.
Tam bir insanlık zulmü.
Diyeceksiniz ki, “Kardeşim yok mu kulüpten kimse?”
Yok.
Bursaspor Genel Menajeri Adil Cenkçiler’i olay sırasında 2-3 dakika kadar gördük. Ardından o da gitti.
Başkandan, yönetimden ses yok.
4 saatlik beklemenin ardından havaalanına gittik. Orada da birkaç geçmiş olsun dilekleriyle uçağa bindik.
Tabii birçok ayrıntı var ama bunları yazarak anlatmak olanaksız.
Gelelim Yenişehir’e.
Taraftarlar Bursaspor’u doğal olarak protesto ediyor. Biz de doğal olarak görevimiz yapıp bir kare fotoğraf alıyoruz.
Sonra ilginçtir, Tiflis’e giderken, Tiflis’teyken, olaylar sırasında, olayların ardından, bir türlü göremediğimiz, duyamadığımız, hissedemediğimiz başkan Recep Bölükbaşı bitiveriyor yanımızda.
Soru şu: “Barış benim neden fotoğrafımı çekiyorsun?”
Elbette ki Bursaspor Kulübü Başkanı olmasa bu soruya cevap verme durumumuz dahi olmazdı ama saygımız gereği bir şeyler söyledik, gereken cevabı verdik.
Sonuç: “Bursaspor elendi.”