Bursa Hakimiyet

Düşün düşün...

Ne anlatsak boş.
Bir takım canlı canlı nasıl sahaya gömülür Ankara 19 Mayıs Stadı'nda ona şahit olduk.
Halbuki ilkyarı işler ne kadar da güzel gitti. Atılan iki gol ve sonrasındaki büyük sevinç.
Tabii bir de sonunda rahatlama olmasa...
İkinci yarıda ise yüzlerinde ufak tebessüm olan, biz bu işi bitirdik diyen futbolcular ve Ertuğrul Sağlam…
Nitekim bu görüntü saha içine de yansıdı ve yansıtıldı.
Nasıl mı?
Sestak'ın gol atacağı yerde topukla pas atması ve 68'de maçın en iyisi Pinto'nun kenara alınması. Daha da yetmedi, 75'te karşılaşmanın ikinci en iyisi Batalla'nın yedek kulübesine çağrılması…
Peki amaç ne?
Henüz Gençlerbirliği karşılaşması bitmeden Galatasaray maçının düşünülmesi.
Dakika 80: 1-2
Dakika 90: 2-2
Ve maç biter…
Şimdi neyi düşünmemiz lazım?
Galatasaray maçını öyle değil mi?
Pekala biz ne düşünüyoruz?
Gençlerbirliği maçında giden 2 puanı…
Bu düşünce karışıklığında, Sağlam'ın da dediği gibi "Bu sene böyle geçecek" felsefesini benimsersek, sanırım bizim de baş ağrımızın yerini rahatlama alacak.
***
Bursaspor'un kötü futbol oynadığı konusunda herkes hem fikirdir.
Her nedense bunun faturası hep hakemlere kesilmeye başlandı. Özellikle son zamanlarda.
Allah aşkınıza Kuddusi Müftüoğlu ne yaptı çarşamba günü?
İlk 45 dakika bir şey yapmadı. Belki de yaptı da biz göremedik, malumunuz!
İkinci yarıda bakıldı işler kötü gidiyor, futbolcusundan, teknik ekibine, herkes hakeme bağırmaya başladı.
Unutmadan hakeme bağırma şiddeti yenilen ilk golden itibaren yükseliyor da yükseliyor.
Başka kimsede hata yok bu arada…
Son dakikada skor 2-2 oluyor yine kimsenin gram hatası yok.
Olur mu hiç.
Maçta koskoca hakem var…
Mutlaka hatalar yapmıştır, Bursaspor da ondan kazanamamıştır.
Tabiri caizse hakem halı görevi görüyor. Kaybedilen puanlar hep onun altına süpürülüyor, süpürülmeye de devam ediyor.