Bursa Hakimiyet

Game Over

Mersin İdmanyurdu’nun puan cetvelindeki durumuna herkes şaşırıyor. Bizler de şaşırıyorduk ancak Mersin’deki atmosferi görünce gayet normal olduğunu anladık. Yönetim karışmış, teknik heyet bir alemde, yedek futbolcu yok ve taraftar takımına inanmıyor. Hele bir olay var ki sormayın gitsin…

Şaka gibi bir maç yaşadık bu hafta. Her ne kadar Bursaspor kazansa da oynanan oyun gerçekten komikti. Taktik icabı dendi ancak buna inanmak çok güç. Hiç kimse “İlkyarı çok kötü oynayın, ikinci yarıda da sakın vasatı aşmayın, bir de ofsayttan gol bulduk mu oh keyfimize diyecek yok” şeklinde bir taktik yapmaz.
Ama artık ligde son virajı dönüyoruz. Bundan sonra iyi oyunmuş, kötü oyunmuş tartışmasından çok Bursaspor’un kazanması çok daha mühim.
Üst üste 4. kez Avrupa’ya çok yakın Bursaspor. İnşallah bu güzel seri yine transfer politikasına yansımaz. “Üst üste katılıyoruz katılmasına ancak yapılan hamleler üst üste rezil olmamızı da beraberinde getiriyor” yorumlarına neden oluyor daha sonra. Bu kez takımın başında Hikmet Karaman var. Transferde nokta atışı yapılacak mı ya da daha çabuk hamlede bulunulacak mı hep birlikte göreceğiz.

ÖYLE BİR HAKKI YOK

Transfer demişken sezon başından bu yana Bursaspor’un yedek kadrosuna bir bakıyorsunuz adeta içiniz kararıyor.
Takım kötü gittiği anlarda teknik adamların ilk düşüncesi “Kimi çıkarıp kimi sokayım, oyuna nasıl hamle yapayım” olur. Ancak uzun bir süredir Bursaspor’da bu yok. Kafayı yedek kulübesine daha çevirmeden tekrar sahaya döndürür hale geldik.
Açıkçası hiçbir oyuncu oyunu değiştirecek kapasitede değil. Saha içindeki Musa Çağıran’a baktığımız zaman da insanın içi burkuluyor. Bursaspor’da forma giyen bir futbolcunun bu kadar kötü olmaya hakkı yok.
İnşallah bundan sonra Musa, Özlüce Tesisleri’ndeki esprili, komik hareketlerindeki performansını futbola da yansıtır ve Yeşil Beyazlı taraftarlar da ağız tadıyla futbolun güzelliklerini izler.

SADECE BÜYÜK TAKIMLARA AÇIYORUZ NE DEMEK?

Mersin İdmanyurdu kadro yapısıyla iyi bir takım. Ancak ilginç bir şekilde tepetaklak oldular. Biz de kendi aramızda, “Nasıl olur da bu takım bu hallere düşer” diye konuşuyorduk. Ancak oraya gidince bunu somut bir şekilde gördük. Yönetim karmakarışık, teknik heyetten eser yok, yedek kulübesinde neredeyse futbolcu yok, taraftarda ise ‘0’ umut… En komik olanını ise sona sakladım.
Başımdan geçen olayı anlatayım.
Tevfik Sırrı Gür Stadı’ndayız ve internetin şifresini Mersin İdmanyurdu Kulübü’nde görev yapan bir kişiye ve Kırmızı Lacivertli takımı takip eden basın mensubu arkadaşıma sordum.
Aldığım cevap Mersin İdmanyurdu’nun neden kümeye düşmesi muhtemel takım olduğunun belki de en net cevabı.
İşte cevap: “İnterneti açmamışlardır ki. Zaten sadece büyük takımlara açıyor kulüp”. Sanırım fazla söz söylemeye gerek yok.

BİZ İZLERİZ, ONLAR OYNAR

Ligde de enteresan olaylar oldu yine. Ben artık Fenerbahçe’nin Şükrü Saracoğlu Stadı’nda oynanan maçlarını seyretmeme kararı aldım.
Eskişehirspor’la oynanan maçta hakem Bülent Yıldırım’ın verdiği kararlar inanılmazdı. Hiçbir şekilde konuk ekibe futbol oynatmıyor, adeta Fener’in gol atması için düdükler çalıyordu sanki. Hayretler içinde izlemekten başka bir şey yapmadık tabii     ki . Ne demişler;  “Biz izleriz, onlar oynar”
Bu arada Sivasspor ile Gençlerbirliği maçında yaşanan sarı kart faciasını da haftanın komedisi diye bir köşe yapsaydık mutlaka detaylı yazardık. Ancak fazla konuşmaya gerek yok zaten. Sivasspor TFF’ye maçın tekrarı için başvurdu. Sonucunu bekleyip görelim.