Bursa Hakimiyet

Öyle mi olacaktı?

Taraftarın yönetim ve teknik heyet ile ilgili sıkıntıları var. Ancak hiç kimse bunu sesli bir şekilde dile getirmiyor. Bazı twitter pehlivanları hafta içi esip gürlüyor, hafta sonu iş icraata gelince ‘Padişahım sen çok yaşa’. Sözüm sahte Bursasporlulara.

Bursaspor son yıllarda olduğu gibi ligin ikinci yarısına iyi bir başlangıç yaptı. Kayserispor gibi zorlu bir takımı 2-1 yenmesini bildi.
İşin bu kısmı gayet güzel.
Liderle de aradaki puan farkı 6’ya indi. Altını çizerek söylüyorum liderle. Ama bu durum kimsenin umurunda değil.
İnanın buna takımın yenilmesini isteyenler bile var.
Kim, kime küstü?
Olan kime oluyor?
Neler oluyor, neler bitiyor? Artık gün yüzüne çıksın. Çünkü bu görüntüleri anlamak mümkün değil. Ortada 50 yıllık bir kulüp var ve her ne olursa olsun son senelerde yaşanan büyük başarıları göz ardı edilemez. Şu anda takım küme düşmemeye mi oynuyor? Hayır.
Şimdi diyeceksiniz ki, “Ya kardeşim sorun o değil, sen ne yazıyorsun bize”.
Hiç kimse tuttuğu takımın yöneticisine, teknik heyetine küstüğü için maçlara gelmiyorum, protesto ediyorum dememeli.
Çünkü bu kulüp ne o yöneticinin ne de o teknik ekibin. Bu takım Bursa’nın, yani taraftarın. Emanetçilere küsülen bir dünya daha önce görülmemiştir. Ki bu durum gün yüzüne de çıkmıyor. Ben daha önce Ertuğrul Sağlam’a veya teknik heyetine olumsuz bir tepki duymadım. Bu durum yönetim için de kısmen aynı. Bir grup destek veriyor, diğerleri protesto ediyor.
Zaten stada gelmiş 4 bin kişi, hep bir ağızdan bağırsa duyulana kadar sezon biter.
Buna rağmen stada gelip takımını destekleyen 4 bin taraftara diyecek yok. onlar her zaman yaptıkları tezahürat gibi, iyi günde de kötü günde de takımının yanında olduğunu gösterdi.
Olması gereken de bu zaten.


GERÇEK BURSASPORLULAR ORTAYA ÇIKSIN
Tabii bir de twitter pehlivanları var.
Hep eleştiri, hep eleştiri. Ama icraat sıfır.
Taraftar stada gelir, eğer kötü giden bir şeyler varsa bunu o anda orada eleştirir.
Maç başlıyor, adam stada gitmemiş. Ama hakem son düdüğü çalar çalmaz, yok bu böyle olur mu, yok sen git yerine bu gelsin, yok şurada böyle adam var bunu alın, yok sen iyi çalışmıyorsun, sen bunu yapmıyorsun, siz Bursasporlu değilsiniz...
Ağza alınmayacak birçok küfürü belirtmeye gerek bile ayok.
Bunu yazanlar, ne maça gidiyor, ne lisanslı ürün alıyor, ne da başka bir şey. Laf cambazlığından başka bir şey değil. Zaten onlar Bursasporluluğun yanından bile geçmeyen bir topluluk.
Eskiden ağzı olan konuşuyor denilirdi, şimdi klavye çıktı mertlik bozuldu. bilgisayar başında herkes Cüneyt Arkın kesiliyor.
Çoluk çocuğun yaptığı eleştiriler büyüyor, büyüyor, büyüyor ve sonunda sanki Bursaspor’da bir kaos var gibi yansıtılıyor.
Sözümüz elbette meclisten dışarı.
Gerçek Bursasporlular artık ortaya çıkmalı ve tekrar o tribünleri doldurmalı. İstanbul medyası eleştirilirken şimdi onların diline düşüldü. Görüntüleri detaylı detaylı gösterip Bursa Atatürk Stadı’nın durumuna bakın diye alay edici yorumlar yapılıyor.
İşin en acısı da bu zaten.
***
AH HARUN VAH TUNCAY
Ne kadar kötü durum varsa da hep medya kötüleniyor.
Başkan İbrahim Yazıcı’nın yaptığı gibi…
Kötü olan her şeyi medya yapıyor. İyi olanları da başkan ve teknik ekip gerçekleştiriyor. Medya ve taraftar hep burada kaleci kalıyor.
Ortada bir problem oldu mu herkes birbirinin üstüne atıyor. Taraftarın kızdığı durumlardan birine örnek olabilir bunlar.
Saha içine döndüğümüzde de aklıma takılan iki konuyu yazmadan geçemeyeceğim. Fenerbahçe ile oynanan Türkiye Kupası maçında herkesin dikkatini 2 şey çekmiştir. Birincisi Harun Tekin’in yedek kalması. İkincisi de Tuncay Şanlı’nın yine Fener’e karşı oynamaması. Açıkçası bizim içimizi cız ettirdi bu durum.
Türkiye Kupası’nda şans verilen Harun, sıra Fenerbahçe maçına gelince yedek kulübesine çekiliyor. Hem de oynadığı maçlarda takımının en iyisi olmasına rağmen. Nitekim kupada kalemizde en fazla golü gördüğümüz maç oldu. Ertuğrul Sağlam’ın düşüncesine göre Harun olsaydı 5-10 tane yerdik herhalde.
Tuncay Şanlı’ya geldiğimizde yine bir Fenerbahçe maçı ve yine ilk 18’de olmayan Tuncay’ı görüyoruz.
Sakat mı?
Cezalı mı?
Kadro dışı mı?
Formsuz mu?
‘Acaba neden kadroya alınmadı?’ sorusunun cevabını ararken 3 gün sonraki Kayserispor maçının ilk 11’inde görüyoruz tecrübeli futbolcuyu.
Artık cevaba gerek kalmadı sanırım.
İnşallah bu akşamki maçta kendisini yeşil sahalarda görürüz.
***


“A BENİM APTAL OĞLUM”
Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor’un puan kaybettiği haftada alınan 3 puan altın değerindeydi.
Haftanın en dikkat çeken olayına gelirsek, Gençlerbirliği’nin deplasmanda Antalya’yı 5-3 mağlup ettiği karşılaşmada Başkent ekibinin yeni transferi Vlaminckx’in 4 gol birden atması gerçekten inanılmazdı. Son olarak Elazığspor’un sempatik hocası Yılmaz Vural’ın kırmızı kart gören oyuncusu Marvin Zeegelaar’a, “A benim aptal oğlum, geri zekalı oğlum Marvin, Gökhan Gönül’e neden cevap veriyorsun” demesi haftanın ilginç anekdotlarından biriydi.