Bursa Hakimiyet

Seba Sezonu'nda şampiyon Beşiktaş mı?

Beşiktaş-Bursaspor maçının ardından İstanbul basınından arkadaşlarımızın arasındaki muhabbet inanılmazdı. Söylenen sözler, yapılan diyaloglar, Türk futbolunun içler acısı halini adeta ortaya koydu.

Beşiktaş maçı tam bir rezalet. Her anlamda. Ama maça geçmeden sonrasını bir masaya yatıralım. İstanbul basınından arkadaşlarımızın muhabbeti ağzımı açık bıraktı. Söylenen sözlerden sonra biz burada maçla ilgili yazsak ne olur yazmasak ne olur…
Elbette onların suçları yok. Ancak bilinen gerçekleri yazanların suçlu ilan edildiği bir ülkede, gerçekler sadece muhabbette meze olmaya devam eder.
Duyduklarıma inanamadım desem yalan olur. Ama tabii şaşırmamak elde değil.
Maçın ardından Olimpiyat Stadı’nda, Beşiktaşlı, Galatasaraylı, Fenerbahçeli muhabirler aralarında doğal olarak muhabbet ediyor. Doğal olarak da birbirleriyle atışıyor.
Penaltı pozisyonuna ‘Beşiktaşlılar dahil’ herkes gülüyor.
“Eee size olunca iyi de bize olunca mı konuşuyorsunuz?” diyor Beşiktaşlı muhabir, rakip takım muhabirlerine.
Oradan çıkıyor Fenerbahçeli muhabir, “Süleyman Seba Sezonu’nda Beşiktaş’ı şampiyon yapacaklar tabi ki. Bizi mi yapacaklar sanıyorsun? 100. yılınızda olan olayları ne çabuk unuttunuz” diyor.
Sonra gülüşmeler kopuyor.
Gülen Galatasaraylı muhabir de hemen susturuluyor; ismini veremediğim yöneticinin adını kullanarak,“… döneminde giden, gelen arabaları sayamadık.” 
Hangisine şaşırayım anlamadım.
Vay be diyerek işimi yapmaya devam ettim…
Sonra gel de Bursaspor, 4-4-2 oynarsa şöyle olur, 4-5-1 oynarsa böyle olur, Bakambu sağdan koşar, Fernandao da uçarak kafa vurursa gol olur diye tartışalım duralım.

Şimdi gelelim son dakikadaki pozisyona.
Öncelikle şunu belirteyim bunca yıldır bu işi yapıyorum ilk kez Ozan Tufan’ın golünden sonra böyle bir sessizlik yaşadım.
İnanılmaz bir gürültü vardı. Ama golün ardından çıt çıkmadı. Ses çıkmaması normal de, çıt dahi çıkmaması ilginçti.
Herhalde Mustafa Kamil Abitoğlu sessizlikten hoşlanmıyor olacak ki Şener Özbayraklı ile Kerim Frei arasında yaşanan pozisyona penaltı kararı verdi.
Gücü kalmayan Kerim Frei, Şener Özbayraklı’ya doğru yaslanıyor, yaslandığı gibi de ikili omuz omuza geliyor ve Frei kendini yere atıyor.
Penaltının ‘P’si, faulün ‘F’ yok. Ama komedinin alası var.
Görülmeyen faulü anlarım da görülen bir şeyin nasıl yanlış karar verildiğine aklım almaz.
Art niyet aramak da bize fayda sağlamaz.
Şerefli ikincilikler, şerefli galibiyetler, şerefli kararlar, şerefli kazanılan paralar, en önemlisi de şerefli insanlar… İyi de nerede bunlar?