Bursa Hakimiyet

Sev beni seveyim seni

Dünyada karşılık beklenmeden yapılan hiçbir şey yok denecek kadar az. Hatta karşılıksız olan sevgiler dahi artık yalan oldu.
Mantık bu: “Sev beni, seveyim seni”
Aksini düşünen var mı?
Aynı Türk futbolu gibi.
Fatih Terim taraftarlara neler neler dedi öyle değil mi? E sayın Terim taraftara bunları dedikten sonra kim neden sevsin Terim’i ve milyon Euro’ların hakkını sahada değil de partilerde veren futbolcuları…
Bak Neymar’a dünyaları kazanıyor ama adam futbolu seviyor, sevdiriyor. Nitekim taraftar da onu seviyor.
Ne demişlerdi? “Sev beni seveyim seni”
Bu işler artık böyle dönüyor.
Gelelim Passolig zırvalığına.
Cumhurbaşkanı’na kadar şikayet edildi: ‘Bitsin bu eziyet’ diye.
Hakikaten ayıptır, günahtır.
Ne Passoligmiş arkadaş!
Yani bütün mesele bu mu? Passolig mi?
Külliyen yalan.
İki örnek vereceğim kararı siz verin.
1’incisi şu: Cumartesi günü Bursaspor-Balıkesirspor maçı oynandı. Ne Passolig var ne de bilet. Yani bedava. Her şeyi bir kenara atalım iki Süper Lig takımı karşı karşıya geliyor. Ve sonuç; kapasitesi 1 bin dahi olmayan stadın yarısı boş. 300-400 taraftar var-yok. Bursa’da oynanan bazı amatör maçların bu sayıyı 5’e katladığını da belirteyim.
2’ncisi de şu: Taraftar maçlara gelmiyor öyle değil mi? Şoktayız. ‘Olur mu öyle şey?’ diyoruz. Sorun ne diye kim sorsa, sorusu bitmeden cevabı yapıştırıyoruz “Passolig” diye. Bu sezonun seyirci ortalaması 8 bin dolaylarında geziyor. Gerçekten inanılmaz az. Merak ettim Passolig’siz geçen sezonun ortalaması ne? diye. Cevabı da geç olmadan buldum. Rakam: “12 bin 131”
Dediğim gibi karar sizin.
Son sözüm de şu: “Türk futbolu çoktan ölmüş ama ağlayanı yok bahanecisi çok.”