Bursa Hakimiyet

Vicdanınız rahat mı?

Her şeyi unutun, sadece Harun Tekin'e odaklanın...    Aklınıza gelen başlıca kelimeler; muhteşem, harika, süper...
Mütevazı kişiliği, sergilediği performansın yanında kebaptaki tereyağ gibi.
Şenol Güneş'in de Harun'un üstünde büyük payı var. Geldi, cevheri gördü, koskoca Frey'i kesti, kaleyi Harun'a emanet etti. Formanın hakkını sonuna kadar veren Harun, milli takıma kadar yükseldi.
Şenol hoca gitti, Ertuğrul hoca geldi. O sezon başı da Mert Günok transfer edildi.
Şimdi gelelim anlayamadığım bölüme. O zaman da şaşırdım ve bugün de şaşırmaya devam ediyorum.
Ertuğrul Sağlam, sorgusuz sualsiz, eldivenleri Harun'dan aldı Mert'e giydirdi. Harun'un gıkı çıkmadı. (Unutmadan, Harun'u da Bursaspor'a getiren isim Ertuğrul Sağlam'dır...)
Mert'in üst üste yaptığı hatalara rağmen Ertuğrul hoca Harun'a şans tanımadı. Ta ki Bursaspor'daki ikinci dönemini son maçına kadar. 13'üncü haftada Harun kaleye geçer, Bursaspor Kayseri'ye yenilir ve Ertuğrul hoca gider.
Ardından Ersel Uzgur da Ertuğrul hocanın etkisinde kalarak, hem Galatasaray hem de Osmanlıspor maçlarında Mert'e görev verir. 2 maçta 7 gol yiyen Mert'in yerine kimse Harun'u düşünmez. (Bu arada niyetim asla Mert'i kötülemek değil)
Ve Hamza Hamzaoğlu gelir. 
Ama durum değişmez.
Mert'le devam.
Peki ya Harun?
27 yaşındaki file bekçisinin, kalecilik performansının yanında bir başka özelliği de ortaya çıkar...
Sabırla beklemek ve çalışmak...
Hamza hoca da 5 hafta Mert'e kaleyi teslim eder ve perfromansından memnun kalmayınca Harun Tekin'e şans doğar.
Eminim ki Hamza hoca da şaşırmıştır, bu zamana kadar neden Mert'i oynattılar da Harun'a şans tanımadılar diye.
Bu dönem içinde Harun Tekin ne yaptı da kaleyi teslim almadı anlamak mümkün değil?
Hakkı yendi mi?
Sonuna kadar.
Bu durumda ben kalsam, Harun'u her televizyonda gördüğümde vicdanım sızlardı.
Ama en güzel cevabı da yine o veriyor.
Tabii ki anlayana!