Bursa Hakimiyet

Adabı muaşeret

Ben görgü kurallarının her toplum için farklı olduğunun bilincinde bir insanım. 
Yapılan her tür jest ve mimik, dünyanın farklı uçlarında farklı anlamlara gelebiliyor. 
Bir yerde çok görgülü bir insan kabul edilirken bir başka yerde şaşkınlıkla karşılanabiliyorsunuz. 
Ya da eskiden böyleydi. İnternet icat olduğundan ve kültürler birbirine tahmin edilenin ötesinde yaklaştığından, artık böyle bir farktan bahsetmek de çok mümkün değil sanıyorum. 

Yani en azından belli başlı görgü kurallarının, evrenselliğini koruduğuna inanıyorum. 

Biz, toplum olarak, köklerimizden gelen görgü kurallarını çoktan unuttuk galiba. Zamanın değişmesinden mi, etiketlerin bir anda hayatımızı ele geçirmesinden mi yoksa sosyal medyanın görgüsüzlüğümüzü pompalamasından mıdır bilinmez, her birimiz birer görgüsüzlük abidesi olarak dolanıyoruz etrafta. Ve bunu çok normal karşılıyoruz, anormal olarak. 
Eğitimin ailede başladığını düşünüyor olsanız da, ilköğretim ve lise yıllarının insan hayatında ne derece önemli olduğunu bilirsiniz. Matematiği öğretirken, insan olmayı öğretmeyi beceremeyen toplumlar kadar, bilimin üzerini inanç bulutuyla örten toplumlar da kaybolmaya mahkûmdurlar. Ben bu yüzden, durmadan değiştirilen eğitim sistemimizi suçluyorum. Sayesinde dış güzelliği aşırı önemseyen görgüsüz varlıklar olup çıktık hepimiz. Ne inancımız tam, ne inançsızlığımız… 
Abartıdan hoşlanıyor, sahip olduklarımızı göstermek için büyük çaba sarf ediyoruz. 

En güzeli, en güçlüsü, en zengini, en akıllısı hep biziz. Ve bizden olmayanlarla aramıza koca koca brandalar örüyoruz… Bizden olmayanları yok sayıp kendi güzelliğimizle tatmin olmaya çalışırken ne kadar yalnızlaştığımızın asla farkına varmıyoruz… 

Eskiler adabı muaşeret derdi, şimdikiler görgü… Bunca incelik, içimizde ne zaman öldü?