Bursa Hakimiyet

Arkadaşım, bu neyin kafası?

İki şeyin; çekimi ve montajı yapıldıktan sonra, piyasaya sürülmeden önce kontrolden geçmediğine, son bir eleştirel gözle izlenmediğine inanıyorum. Reklamlar ve müzik videoları. Son dönemde Koton firmasının çocuklara yönelik "moda" reklamı dolayısıyla da bu inancım oldukça pekişti. 
Sizden sevimli olmasın, buldukları sevimli bir veledi, "çocuk kafası, çocuk modası" konsepti altında şekilden şekle sokarak karşımıza getiren bu reklam, her ne kadar çocuk kafasını vurguladığını ima etse de, yetişkin olmaya çalışan minik boylu insanlar beliriyor ekranda her seferinde. 
Ailelerden tepki alan, pedagogların sinirlerini zıplatan, çocuğu olmayan benim gibilerin bile kafasının tepesinden dumanlar çıkmasına neden olan reklamı izlemiş ve eğlenceli bulmuş bile olabilirsiniz. Belki de çocuklara "modayı takip etmenin" bir ayrıcalık olduğunun işlenmesine, parası olan çocukların hayata hep bir adım önde başlayacaklarının söylenmesine ya da başarılı olmanın iyi görünmek ve marka kıyafetlerle gezmek anlamına geldiğinin empoze edilmesine itirazınız yoktur; bilemem. 
Ben reklamın en çok "okumadan önce yazmayı öğrendi", "bir beden büyük almayın, seneye de giymem, moda neyse onu giyerim", "koroya katıldı ama hep solo takıldı" gibi cümlelerle; çocukların arasındaki arkadaşlığın başka boyuta taşınmasına, bencil ve egoist bir nesil yetişmesine katkıda bulunulmasına ve ekip ruhunun, arkadaşlığın değerinin çocukların gözünde paramparça edilmesine sinir oldum.  
Elbette ki farklı olmak, kalabalıktan ayrılmak, kendimiz olmak kötü bir şey değildir. Elbette ki çocuklarımıza, sürünün bir parçası olmayı değil insanlığın bir parçası olmayı öğreteceğiz. Elbette ki çocuklarımızı karşımıza alıp, bütün farklılıklarına rağmen sevileceklerinden emin olmalarını sağlayacağız. 
Ama hepsi bu. Onlara paranın mutluluğu satın alabileceği imajını vermeyeceğiz. Okumayı öğrenmesen de olur, sen yeter ki kızlara nasıl asılacaksın onu öğren algısının oluşmasına müsaade etmeyeceğiz. Farklı olmanın güzelliğini tabi ki anlatacak ancak kendisinden farklı olanları ezmemesini, hor görmemesini, burnunu yukarı kaldırıp da ukala bakışlar atmamasını da öğreteceğiz. 
Ve neyin kafasını yaşayarak böyle bir reklam çektiğini anlayamadığımız firmadan bu reklamı piyasadan çekmesini talep edeceğiz. Kişisel olarak elektronik posta ya da telefonla tepkinizi gösterebileceğiniz gibi, change.org sitesindeki kampanyaya da destek verebilirsiniz. Çocukların kafası pırıl pırıldır, önyargıları sıfırdır; bir reklamın bunu değiştirmesine izin vermemeliyiz…