Bursa Hakimiyet

Çarşamba mı o?

Biliyorum çoğunuzda pazartesi sendromu var. Hafta sonunu dinlenerek ya da eğlenerek geçirdikten sonra yeni bir iş gününe başlamak ya da okul sıralarına dönmek kolay olmuyor, anlıyorum. Ama bana kalırsa pazartesi günlerine haksızlık ediyoruz. Sonuçta başlangıçlar iyidir diye düşünüyorum ama belli ki milletçe başlamayı pek sevmiyoruz. 
Benim problemim daha çok çarşamba ile. Çarşafa dolanır mı dolanmaz mı bilmem ama oldum olası hafta başında değil de ortasında bunalırım ben. Çarşamba’yı sel aldı diye türkü söylerken de selin gelip çarşamba günlerini alıp götürmesini dilerim içimden. 
Çünkü bana sorarsanız herhangi bir şeyin ortası iyi değildir arkadaşım. Ne olduğuna ya da olması gerektiğine karar verememiş, ne şiş yansın ne kebap mantığıyla orta yere dikilmiş şeylerden zevk alamıyor, alanı da anlamıyorum. Kahve dediğin ya çok sert olacak mesela ya da yumuşacık olacak içimi, aşk dediğin ya çok tutkulu olacak ya da kapımıza uğramayacak. İdeal dediğin ya vazgeçilmez olacak ya da insan hiç bulaşmayacak. Orta olmak iyi değildir, kararsızlığın ilanıdır, Çarşamba günlerine olan sinirim de bundandır. 
Bir de çarşamba karısı tabiri var ki evlerden ırak. Mitolojik ögelerimizde bile çarşamba sevilmiyor, beğenilmiyor, kötü kadınlarla özdeşleşti-riliyor. Ben kimim ki atalarıma karşı çıkayım da çarşambanın çok güzel bir gün olduğuna inanayım? Bir bildikleri vardır sonuçta değil mi? 
Başlangıçlar zevklidir arkadaşlar, yeniliklere gebedir, heyecanlıdır. Bitişler yorucu olsa da tatmin edicidir, huzur verir. Ortalar sıkıcıdır, bunaltır. Artık başta da değilsinizdir, sona da yaklaşamamışsınızdır, belirsizdir. Tamam, çarşamba günlerini aforoz edelim demiyorum ama pazartesi sendromundan daha ağır bir sorundur ve derhal uygun bir isim ile tedavi yöntemi bulunmalıdır diye düşünüyorum. 
Bu arada hayat “orta” kararlar vermek için de çok kısadır, yalnızca aklınızda bulunsun diye söylüyorum…