Bursa Hakimiyet

Çok normaliz, çok!

Alışılagelen, olağan, aşırılığı olmayan, uygun ne varsa hepsine birden “normal” diyoruz. Sonra aslında aklımızı yitirmemize neden olması gereken şeylerden korunmak için, insanlığın yüzüne sürülmüş ne kadar kara varsa hepsini normalleştiriyor, bizde ya da içerisinde yaşadığımız düzende bir sorun olmadığına kendi kendimizi inandırıyoruz. 
Yani bu ülkede hemen her gün bir kadının ölmesi, öldürülmesi, tecavüze uğraması, taciz edilmesi artık normal, günlük hayatın rutinlerinden bir parça.
Hele hele kadın kara çarşaflara bürünmediyse erkeklerin ilgisini çekmesi çok normal. Üzerine bir de makyaj yaptıysa, süslendiyse, olmaz ya minik etek falan giydiyse taciz edilmesi de tecavüze uğraması da çok normal.
Bir belediye başkanının “kadın tecavüze uğradıysa neden bebek ölüyor, annesi ölsün” açıklaması yapması da normal, kendisini gazeteci ilan eden bir kadının “böyle şeyler yurtdışında da oluyor, kapatın çenenizi” diye ölümlere tepki gösterenlere çemkirmesi de normal. 
Bu coğrafyada herhangi bir günün herhangi bir saatinde, herhangi bir iş ile meşgulken ölmeniz de öldürülmeniz de çok çok normal. 
Kadınların kendilerini korumak adına bin türlü yöntem geliştirmesi de normal, evden çıkarken anahtar ve cep telefonu dışında çantasındaki biber spreyini kontrol etmesi de normal, eve geç kaldıysa bindiği taksinin plakasını telefonda yüksek sesle annesine, babasına ya da abisine söyleme ihtiyacı hissetmesi de normal. 
Allah muhafaza bir genç kız erkek arkadaşının evine giderse, öldürülüp parçalara ayrılması, cesedinin gitar kutusuna sığması da normal. 
Tecavüzle yargılanan varlıkların, kendilerine adam ya da kişi diyemiyorum, tecavüze uğrayan karşı koymadı ya da zaten bakire değildi diye indirim alması da, iyi halden cezasının düşürülmesi de normal. 
Kadın ölümlerinde hala “namus davası” indirimi talep edilmesi de, namusun bacak arasında yaşayan bir kavram olduğunun sanılması da oldukça normal. 
Bu ülkede hayatta kalmaya çalışan bir kadınsanız eğer; çalışsanız da, evde otursanız da, çocuk doğursanız da doğurmasanız da, okusanız da cahil kalsanız da, başınızı örtseniz de açsanız da, “yanlış” yaptığınızın söylenmesi de sandığınızdan çok daha normal. 
Ama bir baba “toprak atmayın meleğimin üzerine” diye ciğerlerimizi soldurmuşken; bizim hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam etmemiz, yetkililerin dünyadan bihaber davranması, haftanın aynı sıkıcılığıyla başlaması ve başımıza gelen ya da gelebilecek olan her şeyi “normal” sanıyor olmamız hiç normal değil. 
Öldürülmediğiniz, taciz edilmediğiniz, tecavüze uğramadığınız, iş kazasına kurban gitmediğiniz, yanlışlıkla vurulmadığınız ve bu yaşananların hiçbirini unutmadığınız bir hafta dilerim. Bunun dışında her şey gayet normal, aksini düşündüyseniz teessüf ederim.