Bursa Hakimiyet

Dünyayı değiştirebiliriz

Eylemlerimizin kendi hayatımız dışında ne kadar etkisi olduğunu düşündünüz mü hiç? Verdiğimiz kararlar, attığımız adımlar, çıktığımız yollar yalnızca bizim içinmiş gibi geliyorlar, öyle değil mi? Oysa aklımızdan geçen her küçük proje ve attığımız her adım evrende bir yankı yaratma gücüne sahip. Dünyayı değiştirecek güç, hepimizin içinde. 
Hiç tanımadığınız birine gülümsemeniz bile, ardı arkası gelmeyen bir samimiyet zinciri yaratabilir. Adını bile bilmediğiniz biri için yaptığınız fedakârlık, dünyanın değişmesine ciddi katkılarda bulunabilir. 
Tıpkı domino taşları gibi… Her bir domino taşı, kendisinden bir buçuk kat büyük bir taşı devirebilir. Ve sizin devirdiğiniz bir taş, yıktığınız, ortadan kaldırdığınız küçük bir sorun, büyüyerek; tek başınıza asla yok edemeyeceğinizi düşündüğünüz sorunların ortadan kalkmasını sağlayabilir. 
Bunun en güzel örneklerinden biriyle tesadüfen karşılaştım, elimizin altından ayırmadığımız internet sayesinde. İngiltere'de Adam Smith adında genç bir şef, The Real Junk Food Project ile çöpe atılan gıdaları geri kazandırmakla kalmıyor, binlerce insanın karnını doyurmasına da yardımcı oluyor. 
Gıda üretim zincirindeki eksiklikleri ve hataları fark eden Smith, birkaç arkadaşıyla bir araya gelerek gıda sektöründe çığır açacak bir projeye ve bir kafeye imza atıyor. Süpermarketlerin yeterince alımlı bulmadığı için reddettiği ya da atıkların arasında bıraktığı her türlü gıdayı alıp, yetenekli elleriyle bunları lezzetli yiyeceklere dönüştürüyorlar. 
Üstelik işlettikleri kafede insanlar, yedikleri yemeğe diledikleri fiyatı ödüyorlar. Hiç parası olmayanların bulaşıklara ya da masaların toplanmasına yardım ettiği kafede bugüne kadar onbinlerce insan karnını doyurmuş durumda. 
Gıda atıklarının ciddi bir problem olduğunu, yemediğimiz her şeyi paylaşmamız gerektiğini söyleyen bu arkadaşların yaptığı şey öylesine iyi ki, insan tam anlamıyla tanımlayabileceği kelimeleri bulmakta zorlanıyor. 
Bizim gibi paylaşmanın önemi, komşusu açken tok uyumaması gerektiği düşüncesi ile büyütülen insanların memleketinde bir çocuk artık yemekleri yediği için dayak yerken, öteki olarak gördüğümüz, belki de içten içe inançsız bulduğumuz bir adam, açlığın sonunu getirmenin yolunu arıyor… 
Bir an için yalnızca bir fikir olan The Real Junk Food Project, gün geçtikçe büyürken, insana hem umut aşılıyor hem de attığımız küçük adımların bile dünyayı değiştirebileceğini bir kez daha göz önüne seriyor…
Evet arkadaşlar, yapabiliriz. İstersek, dünyayı değiştirebiliriz. Yalnızca inanmamız gerekiyor.