Bursa Hakimiyet

Farkımız tarzımız mı?

Kendimizi ne kadar uzak tutarsak tutalım, istediğimiz kadar izole yaşamaya çalışalım; çağın getirdiklerinden kaçamıyoruz. İyi ya da kötü, kapımıza dayanıyorlar işte. Hiç sokağa çıkmadan, hiç televizyon izlemeden, internet denilen aleme hiç dalmadan yaşayabileniniz varsa; yöntemini bana da öğretsin!
Her dönem bir özelliğiyle anılırmış ya, ileride tarih uzmanları bizim yaşadığımız şu dönemi nasıl adlandıracaklar ciddi merak içerisindeyim doğrusu. Yani şimdi güle oynaya her hesabımıza yüklediğimiz fotoğraflara bakan gençler, acaba bizim hakkımızda ne düşünecekler?
Herkesin tek tipleştiği, moda diye kendilerine yutturulan şeyler uğruna komik hallere düştüğü, sırf popüler diye anlamsız şeylerin peşinden koşulduğu bir dönemden geçiyoruz. 
Ve maalesef her şeyin para ile satın alınabileceğini zannediyoruz. Marketlerde “kişilik” diye bir raf olmadığını unutuyoruz.
Yapmayın; beyler bayanlar, yapmayın. Sırf pahalı diye güzel görüneceğinizi düşünerek saçma sapan şeyleri sırtınızda taşımayın. Bir moda yorumcusu ayakkabınızı “patlatmanız” gerektiğini söylediği için metroda şekilsiz ayakkabıların içinde hapis olmuş ayaklarınızın ağlamasına bizi tanık etmeyin. 
Yapmayın arkadaşlar, yapmayın. 
Kimliğinizi, tarzınızı bulamamış olmanız başka şey; her yerde gördüğünüzü üzerinize yapıştırmanız ve bu şekilde “tarz” ya da “farklı” olduğunuzu sanmanız bambaşka… 
Size sunulanla yetiniyor olmanız ise farklı bir boyutta!
Günlerdir insanları gözlüyorum kentin sokaklarını adımlarken. Toplu taşımada, özel araçlarının içerisinde, yolda, parkta, kafede… Taktığınız maskeler kadar iğreti duruyor moda uğruna yaptığınız fedakarlıklar. Söylemesem olmazdı arkadaşlar… 
Yapmayın efendiler, yapmayın. Kendi güzelinizi bulmak yerine hazır kalıpların içine sıkışıp kalmayın…