Bursa Hakimiyet

Gri tonlu mudur?

Cok satan kitapların filmlerinin çekilmesi neredeyse bir gelenek oldu dünya üzerinde. Bir hikâye ya da karakter çok tuttuysa sinekten yağ çıkarmak misali, üzerinden daha fazla ne kadar para kazanabiliriz hesapları bitmek bilmiyor. Ah kapitalist dünya, beynimize etmediğini bırakmıyor. 
Son örneği ile 13 Şubat günü karşılaşacağız bakalım. Dünya üzerinde çok satanlar listesini uzun süre meşgul eden ve kapağında “yetişkinler için erotik romans” uyarısı bulunan “Gri’nin Elli Tonu” film oldu geliyor. Kapaktaki uyarıyı şimdi duyan sevgili erkekler, kitabını okumadıysanız filmine de gitmeyin lütfen. Ve kitabı okumuş olma ihtimali yüksek olan çok sevgili kadınlar, okumadıysanız birkaç uyarım olacak kulak verin lütfen. 
Ülkemizde kaç yaş sınırı ile gösterime girecek bu film bilemiyorum. Kitapta anlatılanlar ne kadar aktarıldı merak etmiyorum dersem yalan olur.
Hiç fikriniz yoksa kitapla ya da film ile ilgili ilk uyarım şu olacak ki,  meraktan okuduğum kitabın adı ana karakterin soy isminden geliyor. Yani öyle önünüzde çok derinlikli kapıların açılacağını, grinin farklı tonlarıyla tanışacağınızı falan düşünmeyin. 
Siz ne düşünürsünüz bilmem ama dünya üzerinde hiçbir kadın Anna kadar masum ve itaatkâr, hiçbir erkek de Christian kadar yakışıklı ve tutkulu değil, filme kendinizi fazla kaptırmayın. 
Hem zaten bu topraklarda bir erkeğin bir kadına elinde kırbaçla yaklaşması genelde baştan çıkarmak için değil, kadının canını çıkarmak içindir; filmin büyüsüne kapılıp yok yere tatlı canınızdan olmayın. 
Sırf istediği her şeyi yapıyorsunuz diye ya da masumiyetinizle adamı şoka soktunuz diye hiçbir erkek size deli divane âşık olmayacak, insan doğasının ihtiyaçlarını kendi rüyalarınızla karıştırmayın. 
Evlilik sözleşmelerini haklı bulabilirim ama Anna ile Christian’ın hikâyesinden büyülenip sizinle “ilişki” anlaşması imzalamak isteyen bir erkekle karşılaştığınızda lütfen bir Anna olmaya çalışmayın. 
Bu arada unutmadan, aşk insanın ayaklarını yerden kesebilir ama ne kadar yükselirseniz düşüşünüz o derece şiddetli olacaktır hatırlatmak isterim. 
Yine gitmeyin filmi izlemeyin falan demem. Hele hele ben sırf meraktan yüzlerce sayfa kitabını okumuşken. Ama izlerken, izlediğinizin bir aşk hikâyesinden çok bir “buyuran ve itaat eden” ilişkisi olduğunu hatırınızdan çıkarmayın.