Bursa Hakimiyet

Güzel sanatlar güzel hayaller

Tolstoy’un bisiklet hikâyesini bilir misiniz? Hani çocukluğunda hiç bisiklete binmemiş olan ünlü yazar, 67 yaşında bisiklet sürmeyi öğrenir de dünyamıza “Tosltoy’un bisikleti” diye bir deyim hediye eder. Hayatta hiçbir şey için asla geç olmadığını vurgulamak için kullanırız bu deyimi de… Gerçi biz, daha içimizden bir isimle, astsubaylıktan emekli olduktan sonra oyunculuğuyla gönlümüzde taht kuran Hulusi Kentmen ile de anabiliriz, hayatta hayallerin asla yaşlanmadığı gerçeğini. 
Üniversiteden mezun olmuş, çalışma hayatına atılmış, birbirinden farklı alanlarda kendini aramış ve otuz yaşını üç geçmiş olmak da, yıllarca subay olarak görev yapıp emekli olmak da, henüz on yedi yaşında olup hayat hakkında adamakıllı bir fikre sahip olmamak da engel değil hayallerinizin peşinden koşmanıza… 
Bendeniz de, hayatı kotarmanın derdinden uzak, ruhunu bulmanın hevesine yakın bir yerlerde, üniversiteye yeniden başladım. 2007 yılında hayatlarımıza giren, şehrin çehresine yeni bir soluk getiren Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisiyim artık. Ve belki de ilk kez, keyif alarak tırmanacağım okul yokuşuna… Hayata başka bir pencereden bakmak, hayata daha güzel bakabilmek adına…
Bu satırları yazıyorsam, anne babaların içindeki “sen önce mesleğini edin, hobi olarak yine yap” tutkusunu bildiğimdendir. Bu satırları yazıyorsam, bu ülkede sanatçıların “aç” kalacağına dair inancın kemiklerimize yerleşmesinden; para kazanmanın sanattan üstün tutuluyor olmasındandır… 
Evladınız oyuncu, yazar, dansçı, ressam ya da solist olmak istiyor olabilir. Belki geçici bir hevestir belki de gerçekten bunun için yaratılmıştır; kim bilir.  Hayallerinin peşinden koşmasını engellemekle onu korumuş olmuyorsunuz, bilin isterim. Zira ben, farklı alanlardaki iş deneyimlerinden sonra, aklında Tolstoy’un bisikletiyle okula geri dönmüş biri olarak; insanın hayalleri olmadan yaşayamadığını en iyi bilenlerdenim… Mutluluğun parayla elde edilemeyeceğini, insanın “kendisi” olabilmesinin en büyük nimet olduğunu her sınav öncesi bütün anne babalara da hatırlatmak niyetindeyim. 
Bırakın sanatçı olsun çocuğunuz. Bırakın, kendi olsun. 
Mutlu bir ülke olmanın yolu, mutlu gençlikten geçer çünkü. Ve Atam “Sanattan yoksun bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir” dese de, içimizde 
biliriz ki, sanattan yoksun bir millet ölüdür ölü…