Bursa Hakimiyet

Haftada üç gün

Hafta başından moralinizi bozmak istemem ama anlaşılan zenginliğin ya da mutluluğun yolu çok çalışmaktan geçmiyormuş. Dünyanın en zengin adamlarından biri olan Carlos Slim, Paraguay’da gerçekleştirilen bir toplantıda yaptığı açıklamayla hepimizin aklını çelmeyi başarmış bulunuyor. 
İnsanların çalışma biçimlerinde köklü bir değişiklik yapılması gerektiğini söyleyen Slim, haftada üç gün çalışmanın daha verimli olacağını, daha uzun yıllar çalışmamızı sağlayacağını söylüyor ve çok güzel söylüyor. 
Kendi şirketindeki birçok insanı da bahsettiği sisteme benzer bir sistemde çalıştıran Slim’in derdi insanları daha uzun sömürebilmek midir, insanca yaşamanın yolunun bu olduğunu mu düşünmektedir bilemiyorum. 
Ama haftanın altı günü, günde on saatten fazla çalışan insanların, para kazanmak ya da emekli olmak dışında bir şey elde etmediğini düşünürsek, adam haklı arkadaşlar!
Her ne kadar para hayatımızın önemli bir kısmını kaplıyor olsa da, para için yapmak zorunda kaldıklarımız ağır geliyor birçoğumuza. Takas yöntemiyle yaşamanın hayalini kuranlar, bir fırsatını bulup küçük bir köyde yaşamak için dua edenler, çekip gitmek için doğru zamanı kollayanlar boşuna bu hale gelmediler. 
İşleyen demir ışıldar dediklerine bakmayın siz, işleyen demire fazla yüklenirseniz de o demirin demirliği kalmaz. 
Her şeyi hız ile değerlendirdiğimiz günümüzde, durup dinlenmek, kendimizi dinleyip anlamak için hiç çaba sarf etmiyor olmamızın nedeni de para mı? Arkamıza dönüp bakmamamızın, sevdiklerimize yeterince vakit ayırmamamızın, hayatın inceliklerini görmezden gelmemizin, zamanı etkili kullandığımızı zannederken geçip giden ömürlerin farkına varmamamızın sebebi de para mı? 
Bir kez geçiyor elimize yaşama fırsatı, bir ömür şansımız var işte. Onu da para, kariyer ve her şeyin daha fazlası gibi hırslarla harcamamız doğal mı? 
75 yaşına gelip dünyanın en zengini olmuş bir adamın böyle konuşması normal tabii, gelsin bizim yerimize geçsin de öyle konuşsun dediğinizi duyar gibiyim. Ama ben Slim’e hak veriyorum açıkçası. 
Yani oturup düşünsek, elde etmek için kendimizi parçaladığımız şeylerin kaçına gerçekten ihtiyacımız var ki?