Bursa Hakimiyet

Hayatı sevin

Herkesin hayatı kendine zor elbet. Ama etrafınızda kiminle sohbet et-seniz, dertleşseniz en büyük dert onun sanırsınız. Kendi derdinizi anlatmaya kalksanız da karşınızdakini en zor hayatın sizinki olduğuna ikna edebilirsiniz. Atalarımız “beterin beteri vardır” derken, genlerimizde dolanan bu abartma hastalığını biliyorlardı muhakkak.  Kendi hayatlarımızı, sorunlarımızı diğerleriyle kıyas ederken bizden daha kötü durumda olanları değil de daha iyi durumda olduğunu sandıklarımızı referans aldığımızdan da haberdarlardı. 
Oysa herkes kendi hikâyesinin başrolünü oynar ve her hikâye kendi kahramanını zorlar… 
Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir haber bana bir kez daha hatırlattı ki, bizi biz yapan en önemli şey yaşadıklarımız karşısında verdiğimiz tepki. Nefretle, kinle dolup hayata da küsebiliriz, hayatı sevip etrafımızda-kilere ilham da verebiliriz. Steve Fugate; ilham verenlerden. 
Fugate, oğlunun intiharından sonra başladığı “Hayatı Sevin” yürüyüşüne halen devam ediyor. 12 yıldır Amerika’yı boydan boya yürüyen acılı baba, yürüyüşüne devam ederken MS hastası kızının yanlışlıkla “aşırı ilaç kullanımı”ndan öldüğü haberini de almış ancak yolundan vazgeçmemiş. Yürümeye devam ediyor, hala yürüyor… Omuzlarının üzerinde taşıdığı “hayatı sevin” pankartıyla adımladığı güzergâhta karşısına çıkan insanlarla sohbet ediyor, herkesi hayatı sevmeye davet ediyor. İnsanların bakış açılarını değiştirdikleri zaman, mutlu olmayı öğreneceklerine inanan Fugate’nin hikâyesine, yol boyunca yaşadıklarına ve Fugate gibi kendini insanlığa ilham vermeye adamış şahısların yaptıklarını incelemek isterseniz www.trailtherapy.com <http://www.trailtherapy.com> sitesini ziyaret edebilirsiniz. 
Yalnızca kendi içlerindeki sevginin gücüne değil, insanlığın içindeki güce inananlara öylesine ihtiyacımız var ki aslında. Arada bir de olsa birileri çıkıp bize hayatın “sevilmesi” gereken bir şey olduğunu hatırlatsa… Ölmenin de öldürmenin de çok kolay olduğu bu topraklarda, biri çıksa ve bize yaşamanın ne demek olduğunu anlatsa…